Alperen Ocakları Genel Merkezi Resmi Sitesi

Hakkı Öznur İstanbul il Temsilciliğimizde

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Araştırmacı- Yazar Hakkı Öznur,İl Başkanlığı'mızın düzenlemiş olduğu “Cuma sohbetleri” toplantısında “Dağlıca Kandil ve Atlantik ötesi” konulu konuşma yaptı.

Cuma sohbetine kalabalık bir üniversiteli dinleyici kitlesi katıldı. Öznur, yaklaşık 2 saat süren konuşmasında dinleyicilere güncel meselelerle ilgili çok önemli bilgiler vererek, çarpıcı analizler yaptı. Öznur, büyük bir ilgi ile dinlenen konuşmasında şunları kaydetti

“Toplumu Tahrik etmeyin, Gerilimi Tırmandırmayın, Şimdi Sağduyu Zamanı”
Ülkemiz yakın tarihin en zor günlerini yaşıyor. Karanlık oyunlar bütün hızıyla sürüyor. Türk siyaseti yeniden dizayn edilmek isteniyor. Toplumsal bir travma yaşanıyor. Siyaset toz duman. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Ne oluyor, ne bitiyor kimse bilmiyor. Her şey flu cereyan ediyor. Komplo teorileri manipülasyonlar havada uçuşuyor. Dezenformasyonlar, bilgi kirliliği hızla devam ediyor. Sonuç nereye varacak bilinmiyor. Küresel güçler derin hesaplar yaparak “büyük oyunu” devam ettirmektedir. Türkiye sürekli gerilim ve kriz siyasetleriyle istikrarsız ve sorunlu bir ülke halinde tutulmak isteniyor. Ülkede yükselen siyasi tansiyon ve siyasi kavgalarda hem iktidar hem de ana muhalefet CHP’nin büyük vebali vardır. Her iki siyasi partide kargaşadan çatışmadan krizlerden medet ummaktadır. Millete karşı üstlenmiş oldukları tarihi sorumluluğun bilincinde değiller. Sürekli gerilim sürekli suni gündemler peşinde koşmaktalar.
Her iki partinin makyavelist, pragmatik, çıkarcı ve nemelazımcı politikaları demokrasinin kökleşmesine zarar verdiği gibi darbe peşinde koşan kriz simsarlarının beklediği kaos ortamına da hizmet etmektedir.

Dünyada Parti Kapatma Rekoru Türkiye’de
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP hakkında açtığı kapatma davası demokrasi adına utanç vericidir. Açılan dava, Türkiye’ye büyük zarar vermiştir. Özellikle hazırlanan 162 sayfalık iddianame hukuk açısından son derece zayıf ve hukuki dayanağı bir partiyi kapatma açsından yetersizdir.
Siyasi yasak getirilmesi istenen 71 kişi arasında devletin ilk üç numaralı protokolü olan Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakanlık görevi yapan kimseler de bulunuyor.
Yargıtay Başsavcısı, yasaların kendine verdiği hakkı kullanmaktadır, buna kimsenin itirazı yok. Ama iddianamede AKP’yi kapatmak için ileri sürülen iddialar ne kamuoyunu ne de milletimizi tatmin etmiştir. İddianame tamamen garaz ve kine dayalıdır.

Bugüne kadar hiçbir iktidar partisi darbe yapılmadan kapatılmadı. DP ve AP darbe sonucunda kapatıldılar. Bugün de askeri darbe ile değil, ama yargı darbesiyle AKP Hakkında kapatılma davası açılıyor. 162 sayfalık iddianame içerik üslup ve dil olarak milli ve İslami değerlere sürekli saldıran, milletin değer ve inançlarıyla kavga eden, başını CHP’nin çektiği irili ufaklı marjinal ulusalcı-acı çevrelerin ithamlarıyla bire bir örtüşmektedir.

Tarihinde 26 partinin kapatıldığı Türkiye, bu alanda Avrupa birincisi olmanın ötesinde dünya birinciliğini de hiçbir ülkeye bırakmıyor. Parti kapatma ancak 3. dünya ülkelerinde görülür, parti kapatma ancak askeri darbe ile iş başına gelen rejimlerde görülür. Önce darbe yapılır, ardından partiler kapatılır. Bu süreçleri ülkemiz yaşamadı mı? Yaşadı. Amerikancı-faşist 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında ülkemizde siyasi partiler kapatıldı, meclis feshedildi. Hukuk devre dışı kaldı. Ülkemiz bu alanda rekorlar kırmakta ve Türkiye’ye parti dayanmamaktadır.



“AKP Önce Kendini Sorgulamalı ve Ciddi Bir Muhasebe Yapmalı"
AKP iktidarı iç ve dış politikada birçok siyasi yanlışlar yapmış ve yapmaya da devam etmektedir. Toplum desteği her gün azalan, izlemiş olduğu sosyal, siyasal ve ekonomik politikaları nedeniyle büyük tepki toplayan bu partiyi çeşitli asparagas haberlerden ve gazete küpürlerinden yola çıkarak kapatma davası açılması çok yanlıştır ve şık değildir. Bu, AKP’yi mazlum ve mağdur rolüne sokmaktan başka bir işe yaramaz. 22 Temmuz seçimleri öncesi bir gece yarısı Genelkurmay tarafından hazırlanan ve AKP’yi hedef alan anti demokratik ve milli iradeyi tanımayan 27 Nisan “e- muhtırasının” toplumda nasıl bir tepkiyle karşılandığını ve sonuçta AKP’yi tek başına iktidara, Abdullah Gülü de bugün cumhurbaşkanlığına taşıdığını hep beraber gördük ve yaşadık.
AKP ‘yi sandıkta deviremeyen statükocu kesimler yine yanlış yapmaya devam etmekteler. Onların hukuk ve demokrasi tanımayan işgüzar tavırları bugün AKP’nin yüzde 47 ile iktidara gelmesine sebep olmuştur. AKP, seçimle tek başına iktidara gelmiştir. Bu partiyi iktidardan düşürecek ve ona dur diyecek tek yer seçim sandıklarıdır. AKP’yi kapatmak çözüm değil aksine çözümsüzlüktür. Partileri kapatmakla bir yere varılamadığı dünden bugüne ortadır. Halk desteği gittikçe azalan, son olarak çıkartmaya çalıştıkları “sosyal güvenlik yasası” nedeniyle toplumun büyük kesimin tepkisini çeken AKP, başsavcının kapatma davasını açmasıyla oksijen çadırına alınmıştır. Bu dava Makyavelist bir siyasi zihniyete sahip AKP için bir ilaç olmuştur. AKP yine meydanlara çıkıp “ben mağdurum”, ben masumum” diyecektir.
AKP, bu süreci önce kendi içinde sorgulamalıdır, kendisi ile hesaplaşmalıdır. Kendi yapmış oldukları siyasi yanlışları da görmelidir. İktidara gelmeden önce başta Anayasa olmak üzere siyasi partiler yasasını değiştireceğini, seçim sistemindeki anti demokratik uygulamaları kaldıracağını ve birçok köklü reformlar yapacağını vaat eden AKP, 6 yıllık iktidarı boyunca meydanlarda söylediğinin tam tersini yapmıştır. AKP için şimdi eğri oturup doğru konuşma zamanı gelmiştir. AKP halka karşı dürüst olmak zorundadır. 

“AKP’nin BBP’ den Öğreneceği Çok Şey Var”
Biz BBP olarak, her zaman demokrasiyi ve hukuku savunduk. Darbelere, alara çetelere karşı çıktık. İleride yazılacak Türkiye’nin demokrasi tarihinde BBP her zaman ilkeli ve seviyeli siyaseti ile ve halkın ve demokrasinin yanında yer alan tavrıyla örnek gösterilecektir. AKP ve diğerlerinin BBP’nin dik ve onurlu duruşundan, iç ve dış odaklara karşı vermiş olduğu şan ve şeref dolu mücadelesinden alacakları ve öğrenecekleri çok şey vardır. BBP, AKP gibi sözde değil özde demokrat ve demokrasinin yılmaz savunucusudur ve her zaman hakkın, halkın ve doğruların yanındadır

“Yargıda CHP Zihniyetli Bürokratlar Var”
Ne yazık ki yargıda CHP zihniyetine sahip birçok kişi vardır. İşte onlardan biri de Danıştay başsavcısı Tansel Çölaşan’dır. Bu yargı mensubu da katıldığı bir toplantıda 27 Mayıs 1960 darbesi için bir ”devrim” diyor bununla da yetinmeyerek bir başbakan ve 2 bakanın idam edilmesini doğru buluyor. Menderes ve arkadaşları idam edildiğinde “toplumsal bir coşku vardı” diyecek kadar akıl ve izan dışı sözler sarf ediyor.

Halk düşmanı, demokrasi düşmanı darbeleri savunan, Türk milletinin büyük tepkisini çeken ve milleti üzüntüye boğan idamları savunan bir kişinin Danıştay gibi önemli bir yargı organında hem de önemli bir makamda bulunması yargı adına, hukuk adına üzüntü verici bir durumdur. Bu Türkiye’de hukukun kimlere emanet edildiği ve kimler tarafından yönetildiğini gösteriyor.
Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiye karşı çıkan, hala totaliter bir ideolojinin kin ve nefret dolu yaklaşımlarını fütursuzca sergileyen bir kişi hukuk ve adalet dağıtabilir mi? Tarafız davranabilir mi? İşte yargının geldiği nokta budur diye sözlerini tamamladı.

“Sınır Ötesi Harekat Doğru Polemikler Yanlış Olmuştur”
21 şubat günü başlayan PKK Terör örgütünün kuzey Iraktaki kamplarına yönelik kara harekatı son derece önemli bir harekettir kısa bir zamanda PKK nın bir çok kamplarını yerle bir eden terör örgütüne büyük darbe vuran onlarca PKK militanını etkisiz hale getiren hareket 8 gün sonra 29 Şubat günü Genel Kurmay tarafından yapılan bir açıklamayla tamamlandığı ilan edildi.
Hareketin kısa bir sürede sona ermesi kamuoyunda büyük tartışmalara sebep oldu. CHP ve MHP çekilme kararını şiddetli bir şekilde eleştirdi. Toplumun büyük bir bölümüne göre askeri hareket ABD’nin baskısıyla sona erdi.

CHP, MHP ve birçok parti ve sivil toplum kuruluşu da kara harekatının bitimimde ABD’nin parmağı ve baskısı olduğunu düşünüyordu. İktidar hariç kamuoyunun böyle düşünmesinde haklı olan noktalarda vardır.

Kara harekatının sona erdiği açıklanmadan önce 28 Şubat günü ABD savunma Bakanı Robert Gates Ankara ziyaretinde görüştüğü devletin sivil ve askeri yetkililerine hareketin en kısa sürede 2 haftayı geçmeden bitirtilmesini istiyordu. Aynı gün Washington’da bir açıklama yapan ABD başkanı Bush “Türk askeri en kısa sürede Irak’tan çıkmalı” diyordu.

Bu arada Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, ABD’li Savunma Bakanıınn açıklamalarına “kısa süre bazen bir gün bazen bir sene” karşılığını veriyordu.

Fakat bu sözlerin ardından 24 saat geçmeden TSK’nın” Irak’tan geri çekiliyoruz hareket amacına ulaşmıştır ve başarılı olunmuştur” açıklaması kafaları karıştırdı. Kamuoyu hareketin kandil dağına kadar uzanacağını, PKK terör örgütünün kandilden temizleneceği, artık dağlarda barınamayacak hale getirecekleri şeklinde büyük beklentiler varken bir anda “hareket bitti” açıklamaları herkesi şok etti.

2 Mart günü CHP lideri Baykal operasyonun ABD baskısı ile bitirildiği iddiasını bir kez daha sürdürdü. “Ameliyat bitti denilmektedir. Ancak içerde parça kalmıştır” dedi.
3 Mart günü Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt, basın bilgilendirme toplantısında hareketin sona ermesinde ABD’nin etkisi olduğunu iddia edenlere sert çıkarak “İspatlasınlar üniformamı çıkarırım” diyordu. Bu açıklamadan 1 gün sonra CHP lideri Baykal yine Genelkurmay başkanının açıklamalarına yıldırım hızıyla cevap verecek” İnanmıyorum şüphelerim var” diyecekti.
Baykal-Büyükanıt polemiği devam ederken 4 Mart günü Genel Kurmay başkanı Yaşar Büyükanıt “bizzat ben yazdım” dediği bir bildiriyi kaleme aldıktan sonra onu Genel Kurmayın İnternet sitesinde yayınlattı bu bildiride yer alan. “Bu Saldırılar TSK’nın terörle mücadele azmine hainlerden daha fazla zarar vermektedir” sözleri CHP ve MHP‘nin şiddetli tepkisine sebep oldu bu bildiride yer alan ifadelerle kendilerinin hedef alındığını, hainlerle aynı kefeye konulduklarını söyleyen iki parti lideri ve kurmayları bu bildiriye anında karşı açıklamalarla cevap verdiler.

Atatürk’e atıf yapan Deniz Baykal, “hakaret ederek haklılığınız kanıtlayamazsınız, hakaret haksızlığın karinesidir. CHP manzara-i Umumiye’yi tarih penceresinden ibretle seyretmektedir” dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli İse “Konumu ne olursa olsun hiç kimse MHP ‘ye hain diyemez yersiz ve yakışıksız benzetmeleri kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Genelkurmay ile muhalefet partileri arasında Kuzey Irak’a yönelik kara harekatının bitmesiyle başlayan polemikte siyasi iktidar, muhalefetin iddialarına ve suçlamalarına karşı Askeri bürokrasinin yanında yer alarak onları savundu. Askeri hareketin ABD baskısı ile sona ermediğini böyle bir şeyin olmayacağını söylediler.
Sonuç olarak sınır ötesi hareketin bitişini, Türk milleti ve kamuoyu Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’den sonra öğrenmemeliydi. Zebari, Türk ordusunun askeri harekatı bitirdiğini nasıl ve kimlerden öğrendi? Bunun mutlaka sorgulanması lazım. ABD ile işbirliği yaparsan olacağın bu olur. Ankara’nın birçok yerine sızmış ve yerleşmiş olan başta CIA olmak üzere birçok gizli servislerin elemanları ya kendileri ya da kendileri ile işbirliği yapan satılmış hainler vasıtasıyla haber verirler.

Ayrıca asker ile muhalefet arasındaki polemikler ülkeye zarar vermiştir bu polemikler terör örgütünün işine yaramıştır milletimiz bu tartışmaları üzüntüyle takip etmiştir. İlk defa ülkemizde Muhalefet ile Askerler arasında polemik yaşandı. ve yine ilke defa CHP asker ile karşı karşıya geldi. Kimi zaman siyasi iktidarlara karşı askerleri tahrik eden darbelerden medet uman CHP kara harekatında Askeri bürokrasi ile ters düşerken son sözü bu konuda yine Büyükanıt paşa söyleyecekti. 10 Mart günü Ankara‘da düzenlenen Küresel terörizm ve uluslar arası işbirliği sempozyumunda TSK‘ya yönelik eleştirileri “TSK ‘ya hakaret ettirmem Mehmetçiğin başarısı gölgelendi” diyerek son noktayı koyacak tartışmaları bitirecekti.

26.03.2008. 20:07

Bu metne ait bir yorum bulunmamaktadır.

Yorum yaz

:

:

:

Kullanıcı Menüsü

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

 
 

Anket

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılmalı (2765)

Kalmalı (192)

Yeniden Yapılandırılmalı (1338)


Toplam 4295 kişi oy kullanmış.

1

Sayaç

1

Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2651391 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6002 tanesi sitemize üye olmuştur.

Sitede Kimler Var

Şu anda sitemizde 77 ziyaretçi ve 1 üye bulunmaktadır:

reis0629

Alperen Ocakları RSS BeslemesiRSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 | Alperen Ocakları Genel Merkezi
Tel: (+90 312) 232 03 81 - Belgegeçer: (+90 312) 232 03 82 | G.M.K. Bulvarı 47/21 - Maltepe / Ankara