Alperen Ocakları Genel Merkezi Resmi Sitesi

Liderimizin Ergenekon Değerlendirmesi...

 

LİDERİMİZİN  "ERGENEKON" DEĞERLENDİRMESİ


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanların daha sorgu safhasında birileri tarafından kahraman, birileri tarafından ise suçlu ilan edilmelerinin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, "Devletin kurumları arasında ilişki koptuğunda, güven ortamı ortadan kalktığında devletin birliğini sağlamak Cumhurbaşkanı'nın işidir, ama gelişmeler onun da bu görevi üstlenmesine imkan vermiyor" dedi.
BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Türkiye'de sıcak gelişmeler yaşandığına işaret ederek, bu gelişmeler nedeniyle kamuoyunun belli bir noktaya endekslendiğini belirtti. Ekonomik sorunların, Kıbrıs ve Kerkük meselesi gibi konuların göz ardı edildiğini kaydeden Yazıcıoğlu, bir taraftan ülkede oluşturulan gündemle ilgilenirken, bir taraftan da toplumu derinden etkileyen ekonomik sorunlara duyarlı olmak zorunda olduklarını ifade etti. Yaşanan gelişmeler ve dış piyasalardaki artışlardan dolayı enflasyonda ciddi artışlar yaşandığına işaret eden Yazıcıoğlu, ekonominin lokomotifi olan inşaat sektörü başta olmak üzere ekonomik dengelerin hızla bozulduğunu, müteahhitlerin bugün boğulma noktasına geldiğini söyledi. Devlet yatırımlarının büyük bir çoğunluğunun sabit ve anahtar teslimi fiyatlarla ihale edilmesi dolayısıyla girdilerin arttığını, bunun da inşaat sektörünü tıkanma noktasına getirdiğini belirten Yazıcıoğlu, "İnşaat sektöründeki bu kriz sadece birkaç yüz müteahhidi etkilemez, buna bağlı olarak milyonlarca işçi ve malzeme satıcıları da etkilenir. Lokomotif durunca tüm vagonların duracağı da bellidir. Mutlaka bir fiyat farkı kararnamesi çıkartılmalı ve tüm sözleşmeler buna bağlı olarak revize edilmelidir. Gecikilen her gün müteahhitleri tefecilerin kucağına atmak demektir" diye konuştu.

Yazıcıoğlu'nun Ergenekon değerlendirmesi


Basın toplantısının sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Yazıcıoğlu, Ergenekon soruşturması kapsamında sürdürülen operasyonlarla ilgili bir soru üzerine son operasyonun toplumda ciddi kaygılar uyandırdığını, buna karşın belli kesimleri de umutlandırdığını kaydetti. Umut uyandırmasının sebebinin artık Türkiye'de her kesime dokunulabileceği ve devlet içindeki bir takım yapılanmaların ortaya çıkarılabileceğinin ortaya çıkması olduğunu belirten Yazıcıoğlu, kaygı kısmının ise 1 yıldır son operasyonla ilişkili olduğu öne sürülen bir davanın iddianamesinin hala açıklanmaması ve bu davayla ilgili bir takım insanların tutuklu olmasından kaynaklandığını söyledi. Bunun toplumda yargının işlemediği, beklentileri yerine getiremediği kaygılarına neden olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, kurumlar arasındaki güven bunalımının giderek yaygınlaştığına dikkat çekti. Buna süratle çözüm üretilmesi gerektiğini ifade eden Yazıcıoğlu, bunun çözümünün kurumlar arasında güvenin oluştuğuna, yargı, yürütme ve yasamanın kendi alanında görevini yaptığına toplumun inandırılması olduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, "Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan bir ortama girilmiş, büyük bir kaygı, umut, korku, adalet beklentisi ve hukuk devleti olma umutları birbirine karışmıştır. Herkesin koltuk, gelecek ve siyasi beklentiden uzak bir şekilde devlet adamlığı sorumluluğuyla hareket etmesi ve bir an evvel toplumdaki kaygıların ortadan kaldırılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Gözaltına alınanların hangi iddialara muhatap olduğunun mahkemeler vasıtasıyla açıklanacağı ortamların derhal oluşturulması gerektiğini dile getiren Yazıcıoğlu, sızdırılan ve yönlendirilen bilgilerle toplumun müthiş bir karamsarlık içine sürüklendiği uyarısında bulundu. Yazıcıoğlu, bundan çıkışın yolunun bir an önce iddianamenin açıklanması ve mahkeme sürecinin başlaması olduğunu belirtti. Hukukun gereği yapılırken hukuk kurallarına uygun davranılması ve yargısız infaz yöntemlerine girilmemesi gerektiğini vurgulayan Yazıcıoğlu, kamuoyunun bugün tamamen ikiye ayrıldığını söyledi. Bir kesime göre gözaltına alınanların çete ve terör örgütü, bir kesime göre ise demokrasi mağdurları ve kahraman olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, meseleye her iki şekilde de bakamayacaklarını, mahkeme kararıyla suçu sabit olana kadar insanların suçsuz olduklarını dile getirdi. Yazıcıoğlu, "Daha işin başında, sorgu safhasında birilerini kahraman ilan etmek de, birilerini suçlu ilan etmek de doğru bir yaklaşım değildir" dedi.

Dokunulmazlıklar kaldırılsın
Hiç kimsenin dokunulmazlığının bulunmaması gerektiğini vurgulayan Yazıcıoğlu, suç işleyenlerin, bunun karşılığı olan soruşturmaya, yargıya muhatap olması ve arkasından da suçu sabit olursa cezasını çekmesi gerektiğini söyledi. Yazıcıoğlu şunları kaydetti:
"Niye falana dokunuyorsunuz deme hakkı yoktur. Kimsenin birbirinden ayrıcalığı olmamalı. Sadece saygın kişilere dokununca ayağa kalkmamalıyız. Türkiye'de kim olursa olsun yargısız infaz edilmemeli. Ben darbelere muhatap kalmış bir siyasetçiyim. Modernini de, post modernini de, doğrudan olanını da gördüm darbelerin. Bunların hiçbirinin ülkemize hayır getirmediğine inanıyor ve kesinlikle demokrasi ve hukuk devletinin yanında yer alıyorum. Ben 8 yıla yakın cezaevinde yattım, 26 gün gözüm açılmadan işkence gördüm, 5.5 yılımı hücrede geçirdim ama sonunda hiç ceza almadım. Ve bugün TBMM'de milletvekiliyim. Hukuk herkese lazım, hepimiz için lazımdır. Hukuku kimse siyasallaştırmamalı, kimse de kendi konumunu öne çıkararak yargı dışı olmamalıdır. Başkasına dokununca yargı bağımsızlığı vardır deyip kendimize dokununca feryat etmemeliyiz. Bana da başkasına da gerçek anlamda bağımsız hukuk dokunabilmelidir. Ama bana da başkasına da siyasallaşmış hukuk dokunmamalıdır."
Devletin kurumları arasında ilişki koptuğunda, güven ortamı ortadan kalktığında devletin birliğini sağlamanın Cumhurbaşkanı'nın işi olduğunu kaydeden Yazıcıoğlu, buna karşın bugün gelişmelerin onun da bu görevi üstlenmesine imkan vermediğini belirtti.

BBP Lideri Yazıcıoğlu, Uras'ın girişimine destek verecek
BBP lideri Yazıcıoğlu, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras'ın "Ayışığı" ve "Sarıkız" ismiyle anılan darbe girişimleri konusunda TBMM Başkanlığı'na vereceği araştırma önergesi için destek isteyip istemediği sorusu üzerine, henüz bir talep olmadığını ancak bu önergeyi destekleyeceğini ifade etti. Yazıcıoğlu, "Türkiye'de ne varsa ortaya çıksın. Varsa öyle bir girişim onun da arkası bulunmalıdır elbette" dedi.

Yorumlar (1) 03.07.2008. 15:05

Madımak Olayları Karanlık Güçlerin Sivas’a Yaptığı Bir Tahrik ve Tezgahtır...

 

Madımak olayı karanlık güçlerin Sivas’a yönelik yaptığı bir tahrik ve tezgahtır.

 

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, Madımak olayına ilişkin olarak, "Sivas özellikle seçilerek bir provokasyon ortamı oluşturuldu ve hepimizi derin üzüntülere boğan ve içimizde büyük yaralar açan menfur olay meydana geldi. Bunun asıl mağduru Sivas halkıdır" dedi.
Yazıcıoğlu, olayın bir Alevi-Sünni meselesi olarak takdim edilmesinin kesinlikle doğru olmadığını belirterek, "Bu olay, bir Alevi-Sünni meselesi değil, provokasyondur” ifadesini kullandı.

Yazıcıoğlu, 2 Temmuz 1993 yılında, Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında yaşanan Madımak olaylarının 15. yıldönümü sebebiyle bir mesaj yayımladı.

“Sivaslı vatandaşlarımız Alevi’si-Sünnisi’yle birlik ve beraberlik içindedir” diyen BBP lideri, Sivas’ta Madımak Oteli’nde meydana gelen üzücü olay, karanlık güçlerin Sivas’a yönelik yaptığı bir tahrik ve tezgahtır. Bu provokatif olayın sonucunda birçok vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve birçok Sivaslı bunun faturasını ödemek durumunda kalmıştır” dedi.

Madımak Oteli'yle BBP Sivas İl Teşkilatının yan yana olduğunu ve olayların meydana geldiği gün insanların BBP İl Teşkilatı'na sığındığını hatırlatan Yazıcıoğlu, Madımak olayının olduğu günü şöyle anlattı:
“Biz, BBP olarak, henüz olay gerçekleşmeden önce de çok net uyarılarda bulunmuştuk. Olay olduğunda 33 vatandaş, parti binamıza sığındı. Arkadaşlara 'Ortalık sakinleşince sessizce tahliyelerini sağlayın' dedim. Arkadaşlarımız ikramda bulunup, partimize sığınanları aileleriyle görüştürdüler. Olaydan kurtulanlar daha sonra teşekkür ettiler.”



Sivas’a yönelik provokasyon

Madımak olayının karanlık güçlerin provokasyonu olduğunu kaydeden Yazıcıoğlu, Sivas’a yönelik yapılan bu provokasyonu kınadığını belirtti.
Madımak benzeri yeni üzücü olayların meydana gelmemesi için herkesi sorumluluk duygusu içinde hareket etmeye davet eden Yazıcıoğlu, şunları aktardı:
“Sivaslı vatandaşlarımız Alevi’si ve Sünni’siyle birlik ve beraberlik içindedir. Bu olayın bir tezgah olduğu ve bir provokasyon olduğu ortadadır. Bu yaranın sarılması için herkes elinden geleni yapmaktadır. Bu üzücü olayı bahane ederek Sivaslı vatandaşlarımızın arasına kimse yeni fitneler sokmamalıdır. Buna karşı herkes ve hepimiz son derece uyanık ve dikkatli olmalıyız. Alevi-Sünni ayrımcılığı kesinlikle söz konusu değildir. Alevi ve Sünniler hep beraber bu olaydan son derece üzüntü duymuştur. Bunun açtığı yarayı sorumlulukla sarmak için gayret içindedirler ve asla yeni gerginliklere, olaylara, provokasyonlara geçit vermeyeceklerdir. Bu olaylarda hayatını kaybedenlere bir kere daha Allah’tan rahmet diliyor, bu olayın faili olmadığı halde mağdur edilen ve bedel ödeyen herkese ve tüm Sivaslılara bir kere daha geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek istiyorum.” 

 

Yorumlar (1) 01.07.2008. 14:41

Sınavlar, Devletin Açıklarını Kapatma Aracı Haline Getirildi...

 

Sınavlar, Devlet'in açıklarını kapatma aracı haline getirildi

 

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, sınavların Devlet’in açıklarını kapatma aracı haline getirildiğini söyledi.


Hafta sonu yapılacak olan KPSS sınavına girecek adaylara başarılar dileyen BBP lideri Yazıcıoğlu, açıklamasında Türkiye’deki sınav sistemini eleştirdi. Bu sınavların Devlet’in açıklarını kapatma aracı haline getirildiğini belirten Yazıcıoğlu, “Her şeye rağmen bu sınavın, bir iş edinme ve evini geçindirme vesilesi olmasını temenni ediyorum” dedi.



Yazıcıoğlu, şöyle devam etti: “Sonuçsuz ve sonsuz umutlarla vatandaşımız imtihandan imtihana koşturuluyor. Zaten işsiz olan insanlarımıza yol parası, harç parası yüklemek suretiyle daha da fazla mağdur edildiklerini görüyoruz. Bu sınavlar Devlet’in açıklarını kapatma aracı haline getirilmiştir. Oysa herkesin, ilgisine, becerisine ve liyakatına göre ayrımsız bir muamele görmesi gerekir. Her şeye rağmen, hafta sonu gerçekleştirilecek KPSS sınavının adaylar için bir iş edinme ve evini geçindirme vesilesi olmasını temenni ediyorum.”

 

 

Yorumlar (0) 27.06.2008. 14:50

Bu Karar Meclisin Yasa Koyma Yetkisini Ortadan Kaldırdı...

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, Bayburt'ta katıldığı bir programın ardından bugün geldiği Erzurum'un Aşkale ilçesinde yaptığı açıklamada, üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesiyle ilgili olarak, "Öğrenim hakkının engellenmesinin haklı bir gerekçesi olamaz, bunu laikliğe bağlamak da laikliği zorlama bir anlayışla, olduğundan çok daha farklı bir yere koymaktır" dedi.
Aşkale Belediye Başkanı Dr. Ahmet Yaptırmış tarafından karşılanan Yazıcıoğlu, türban, siyaset ve ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. Yazıcıoğlu'nun, Belediye Başkanlığı'nı ziyaretine BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, Genel Merkez Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Emrullah Önalan, Erzurum eski İl Başkanı Cevat Özer, Merkez İlçe Başkanı Temel Topçuoğlu, parti il ve ilçe yönetimi katıldı.


BU KARAR TBMM'NİN YASA KOYMA YETKİSİNİ ORTADAN KALDIRDI

Yazıcıoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsüne ilişkin kararı ile ilgili olarak, ''Anayasa Mahkemesi yasa koyucu bağlamında kendisini Meclis'in yerine hatta üstüne yerleştirmektedir. Dünkü kararla siyaset alanı olabildiğince daraltıldı. TBMM'nin fonksiyonu kayboldu ve Meclis'in yasa koyucu olma vasfı da büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi yasa koyucu bağlamında kendisini Meclis'in yerine hatta üstüne yerleştirmektedir. Bu karar hem toplumsal vicdanı rahatsız eden, hem de yetki gaspı olması dolayısıyla kuvvetler ayrılığı ilkesini de ortadan kaldıran bir sonuç doğurmaktadır. Bu haliyle ülkenin istikrarına değil istikrarsızlığına neden olacaktır. Bir defa üniversitelerde öğrenim özgürlüğünü engelleyen yasaların düzeltilmesinin kaçınılmaz olduğunu kabul etmeliyiz. Çağdaş medeni bir ülke olacaksak her şartta kılık ve kıyafetten dolayı öğrenim hakkı engellenmemelidir. Öğrenim hakkının engellenmesinin haklı bir gerekçesi olamaz, bunu laikliğe bağlamak da laikliği zorlama bir anlayışla, olduğundan
çok farklı bir yere koymaktır. Laiklik toplum vicdanıyla çatışan eğitim hakkını engelleyen bütün yasaların üstünde din ve vicdan özgürlüğünü örten şekilde anlaşılamaz, uygulanamaz" diye konuştu.

YAZICIOĞLU SİSTEMİ ELEŞTİRDİ

Bugün yaşanan sıkıntıların sistemin oturmaması ve yanlış işleyişinden kaynaklandığını dile getiren Yazıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Bütün bu olup bitenler sistemden kaynaklanıyor. Sistem yanlış işliyor. Yargı, Yürütme ve Yasama'ya dayanan kuvvetler ayrılığı oturmuş değil. Kuvvetler ayrılığı oturmadığı için siyaset hukuk alanına, yargı siyaset alanına müdahale ediyor ve ülkedeki bu karmaşanın sonuçlarını tartışıyoruz. Bu iktidarda mevcut yasaların mutlaka demokratik bir anlayışla düzenlenmesi gerekiyor. Bunun için Türkiye'nin bir anayasaya ihtiyacı var. Bu geçen dönemlerdeki iktidarlar maalesef bunu gerçekleştiremediler. Mevcut iktidar da tek başına Anayasa değiştirecek imkana sahip olduğu halde altı yıldır bunu toplumsallaştırarak gerekli alt yapısını oluşturarak bir sivil demokratik anayasayı Türkiye'ye kavuşturmayı gerçekleştiremedi. Bu noktada büyük fırsatlar ve imkanlar lazım. Maalesef bu imkanlar da harcandı ve ülkenin ihtiyacı olan demokratik bir anayasa gerçekleştirilemedi. Siyasi Partiler Yasası değiştirilemedi, Seçim Yasası değiştirilemedi, dokunulmazlığa dokunulamadı. Bütün bunlar demokratikleşmenin temel unsurlarıydı.
Vatandaşımızın tercihli olarak milletvekili seçmesi hakkı da getirilemedi. Ayrıca şiddete dayalı siyasi partiler elbette kapatılır, terörle özdeşleşmiş bir parti elbette kapatılır. Ama bunun dışında fikrini ifade etmesi bu doğrultuda siyaset yapmış olması doğrultusunda bir partinin kapatılmış olması çağ dışılıktır. O sebeple siyasi partiler siyasi görüşleri, eylemleri, fikirleri, kürsüdeki konuşmaları ve bu doğrultuda yasa teklifleri ve yasa çıkarma münasebetiyle kapatılmamalıdır. Ancak bununla ilgili de bir yasal boşluk var. Birtakım dayanaklar verilmektedir. Siyasi Partiler Yasası'nın bu doğrultuda değişmesi lazım. Maalesef bu da gerçekleştirilemedi."

EKONOMİDE CİDDİ SIKINTILAR GEÇİRİYORUZ

Yazıcıoğlu, ekonomiyle ilgili yaptığı değerlendirmede de şunları söyledi:
"Bugün eşit işe eşit ücret verilemiyor. Asgari ücretten vergi almaya devam ediliyor. Ücretler arası dengesizliğin ve adaletsizliğin yanı sıra fırsat eşitliği yok ve köylünün toprağı yöreye göre özel teşviklerle ekebilecek biçebilecek hale getirilemedi. Teşvik sistemi yanlış kullanıldı. Her 50 yılda uygulanan teşvik teşvik değildir. Dolayısıyla bu anlamda da düzenlemeler yapılması gerekiyor."
Yazıcıoğlu, daha sonra şunları kaydetti:
"Ekonomimizde ciddi sarsıntılar geçiriyoruz. Şu anda yüzde 200'lere varan enflasyon mutfaklara yansımaktadır. Bütün bunları görmek lazım. İşsizlik çok yoğun bir şekilde. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu gezilerimde büyük sorun olarak işsizliği görüyorum. İşsizlik yoksullaşmayı, o da göçü getirmektedir. Meralarımız boş, tarlalarımız boş. Bunları ekebilecek, biçebilecek insanlarımız var. Bunların teşvik edilmesi lazım. Toprağı olmayan köylüye devlet hazinelerinden meralardan toprak verilmesi, alternatifler sunularak hayvancılığın ve çiftçiliğin desteklenmesi lazım."
Yazıcıoğlu, ilçeden ayrılmadan önce Aşkale'nin konumuyla ilgili olarak da şunları belirtti: "Aşkale, önemli ilçelerimizden biri. Tarihi yapısına göre desteklenmesi gerekmektedir. Belediye Başkanımıza da buradaki çalışmalarından dolayı teşekkür ve onu tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum."
Yazıcıoğlu, daha sonra Erzurum Hava Limanı'na geçerek İstanbul'a hareket etti.

Yorumlar (4) 07.06.2008. 17:49

Kürtlerin, Türkmenlerin, Alevilerin Sorununu Ben Çözerim...

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, bölge gezisinin ilk durağı olan Bitlis’te halka hitap ederek projelerini tanıttı ve son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Bugün saat 14.45’de Eski Mutki Durağında halka hitap eden Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu; Güvenlik, Özgürlük ve Refah adını koydukları GÖR Projesini tanıttı. Halkın refahı için özgürlük, özgürlüğün teminatı olarak da güvenliğe önem vereceklerini; bölgedeki işsizliği çözerek ülkenin geneline yansıtacaklarını hedeflediklerini belirten Yazıcıoğlu Ak Parti hükümetinin ekonomik, sosyal ve siyasal yaklaşımlarını eleştirdi. Bitlis’te kişi başına düşen gelirin 538 dolar olduğuna dikkati çeken Yazıcıoğlu; ”Hani bir gecede cebimize dolan 2 bin dolarlar? Ekonomik başarıdan dem vuran hükümet acaba Bitlis’te bir vatandaşın 538 dolar olan yıllık gelirini hangi gerekçeye dayandıracak. Nüfusunun yarısından fazlasına tekabul eden 160 bin kişisi yeşil kartlı olan bir ilin kişi başı milli geliri değil 538 dolar; olsa olsa 1 dolar olur” dedi.

 

Ak Parti hükümetinin Türkiye’de hiçbir iktidara nasip olmamış bir güçle geldiğine değinen Yazıcıoğlu, Ak Parti’nin bu gücü ve desteği değerlendirerek başta siyasi partiler kanunu olmak üzere Anayasa’nın değiştirilmesi ve ülkenin demokratikleştirilmesi gibi hayati konuları bir yana bırakarak uluslararası tekellerin kârlarını koruma telaşına düştüğünü söyledi. Türkiye’nin en zenginleri listesinin ilk 26’nın yabancı şirketlere satılmış bankalar ve sigorta şirketleri olduğunu vurgulayan Yazıcıoğlu Türkiye’nin gün geçtikçe bir sömürge düzenine hızla gittiğini belirterek; “Hükümet, uluslararası çıkar gruplarına yaslanmıştır. Tüpraş’ı, Tekel’i, Telekom’u satan Ak Parti Hükümeti halkın değerlerine sırtını çeviriyor. Amerika’nın Virginia tütününün satılması için Bitlis’teki tütüncüye kota getiren, Amerikan şeker şirketlerinin kârına engel olmasın diye pancara kota getiren bir iktidar halkın iktidarı olamaz” dedi.

Hukuki çerçevede dinleme olur
Son dönemlerde yaşanan dinleme olayları ve CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlendiğine ilişkin iddiaları da değerlendiren Yazıcıoğlu, çerçevesi hukukla sınırlanmış her türlü dinlemenin yapılması gerektiğine inandığını; bunun dışında kalan dinlemelerin ise ciddiyetle araştırılması gerektiğini söyledi. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlendiğine ilişkin iddiaları ise, Sav’ın bir anlık dikkatsizliğini örtme telaşı ve hatasını örtbas etme çabası olarak değerlendiren Yazıcıoğlu şöyle konuştu: ”Devlet güvenliği ve halkın refahı gereği birtakım dinlemeleri hukuki çerçevede yapmalıdır. Ancak son günlerde CHP Genel Sekreteri Önder Sav gazetelere yansıyan ve tamamıyla kendi hatası olan bir konuşması için dinlendiği iddialarını ortaya attı. Gazeteciyle telefonda konuşurken telefonu kapatmaması ve bir vali ile görüşmesini kendi dinlettiği halde bunun günahını başkasına ihale etmemeli. Zaten o konuşma başlı başına siyasi bir vakadır. Bu vakayı örtbas etme çabasından başka bir şey değildir”

Kürtlerin, Türkmenlerin, Alevilerin sorununu BBP çözer
İstanbul’un huzuru ve refahının Bitlis’in huzurunun ve refahının sağlanmasından geçtiğini ifade eden Yazıcıoğlu “Bölgemizin sorunları vardır. Kürt’ün, Türkmen’in sorunları vardır, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının, Kazım Karabekir’in, Ali Şükrü Bey’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Ertuğrul Gazi’nin, Fatih’in, Yavuz’un, Mehmet Akif Ersoy’un, Bediüzzaman Said Nursi’nin, Ziya Gökalp’in, Diyap Ağa’nın torunları hep bir araya geliriz bu sorunları kendi içimizde biz çözeriz. Sorunlarımızı Avrupa ve Amerika kapılarında bekleyerek çözemeyiz. Sorunlara Kürtlerin, Türkmenlerin, Çerkezlerin, Alevilerin sorunu diye değil, hep birlikte hepimizin ortak sorunları olarak bakarak, ortak değerlerimizle birlikte ben çözerim, biz çözeriz” dedi.

 

Terör örgütü PKK’nın Kürt Halkının savunucusu olmadığını belirten Yazıcıoğlu PKK’nın en çok Kürtlere zarar verdiğini söyledi. Hükümetin birtakım yasal düzenlemeler yapacağı iddiasıyla ortaya çıktığını ancak, hükümetin niyetinin bir yasal düzenleme yapmak değil; gerginliklerden nemalanarak siyasal ikbalini kurtarmaya çalıştığını söyledi. “Hukuk Reformu dediler, ortaya çıka çıka zinayı serbest bırakan akıl almaz uygulamalar çıktı” diyen Yazıcıoğlu parti kapatmanın kaldırılmasını, siyasal partiler kanununda değişiklik yapılmasını, 12 eylül hukukunu ortadan kaldıracak ve toplumun tüm kesimlerinin konsensusuyla sağlanacak bir çalışma ile yeni bir anayasa yapılması gerektiğini söyledi. Ak Parti hükümetinin güç elindeyken böyle bir çaba göstermediğini belirten Yazıcıoğlu CHP’nin tutumunu da hoş bulmadığını söyledi.

Yazıcıoğlu'na bölgede BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu, BBP Genel Başkan Yardımcıları Mustafa Destici ve Hakkı Öznur, BBP Kadın Kolları Genel Başkanı Fürüzan Tanrıkulu, BBP MKYK Üyeleri ve çok sayıda partili eşlik etti.

 

 

Yorumlar (5) 02.06.2008. 11:09

<< İlk < Önceki [1 / 2] Sonraki > Son >>

Kullanıcı Menüsü

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

 
 

Anket

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılmalı (2765)

Kalmalı (192)

Yeniden Yapılandırılmalı (1338)


Toplam 4295 kişi oy kullanmış.

1

Sayaç

1

Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2651394 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6002 tanesi sitemize üye olmuştur.

Sitede Kimler Var

Şu anda sitemizde 77 ziyaretçi ve 1 üye bulunmaktadır:

reis0629

Alperen Ocakları RSS BeslemesiRSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 | Alperen Ocakları Genel Merkezi
Tel: (+90 312) 232 03 81 - Belgegeçer: (+90 312) 232 03 82 | G.M.K. Bulvarı 47/21 - Maltepe / Ankara