Alperen Ocakları Genel Merkezi Resmi Sitesi

Regaip Kandiliniz Mübarek Osun

MUHSİN YAZICIOĞLUNUN REGAİP KANDİLİ KUTLAMA MESAJI
Büyük Birlik Hareketinin Lideri ve Sivas bağımsız milletvekili adayı Muhsin Yazıcıoğlu, Regaip Kandili nedeniyle bir mesaj yayımladı.
Yazıcıoğlu, mesajında tüm Müslümanların Regaip Kandilini kutladı.
Yazıcıoğlu, mesajında şunları kaydetti: “Rahmet ve bereket ayları olan üç ayların başlangıcını müjdeleyen mübarek Regaib Kandilimizin sevgi ve birlik hislerimizi kuvvetlendirmesini diliyor ve dünyadaki tüm Müslüman kardeşlerimizin Regaip Kandili’ni kutluyorum.
Receb ayının ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsanlar, ikramlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur. Regaip Kandilimiz vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.
Dünya insanlığı batı felsefesinin kin, kavga fuhuş ve uyuşturucu ağlarına takıldı. Bu sebeple, dünyada savaşlar ve acılar bitmiyor.
Bu vesileyle, içerisinde yaşadığımız sıkıntılı, karanlık, gözyaşı ve hüzünle dolu günlerin sona ermesini temenni ediyor, başta Irak, Filistin, Lübnan, Çeçenistan, Karabağ ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın birçok yerinde soydaşlarımıza ve Müslüman kardeşlerimize uygulanan zulmün son bulmasını Cenab-ı Allah’tan dileyerek Türk Milleti’nin ve Müslüman kardeşlerimizin, Regaip Kandili’ni kutluyorum.”

Yorumlar (6) 19.07.2007. 08:36

Ayşe Tatile Çıktı!

'Kıbrıs Barış Harekatı'

 

 

İkinci Kıbrıs Barış Harekatı, 'Ayşe tatile çıktı' parolasıyla başladı

Türkiye ve Yunanistan’ın da katıldığı müzakere süreci, 15 temmuz 1974’teki Rum-Yunan darbesiyle sonlandı. EOKA içindeki ayrılıklar sonucu, Ulusal Muhafız Örgütü Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi ve EOKA-B önderi Nikos Sampson’u ‘Cumhurbaşkanı’ ilan etti. Makarios, Kıbrıs’ı terk etti.

Türkiye, Ada’da ‘enosis’ idealinin tekrar canlandığını görünce, Garanti Anlaşması uyarınca İngiltere’yi ortak hareket etmeye çağırdı. Ancak bu çağrıya İngiltere olumsuz yanıt verdi. Bunun üzerine, Türk çıkarma gemileri 20 temmuzda denizden çıkarma ve havadan indirmelerle Girne bölgesini kontrol altına aldı.

Yunan birliklerinin Ada’da ‘garantör’ olarak bulunan Türk birliğine saldırması ise, çarpışmaların Ada geneline yayılmasına neden oldu. 22 temmuzda BM’nin çağrısına uyularak ateşkes ilan edildi.
Türkiye’nin ‘Kıbrıs Barış Harekatı’ adını verdiği çıkarma sonrası Kıbrıs’ta Sampson, Yunanistan’da da askeri cunta devrildi.

Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nın perde arkasında, Ada halkını korumak kadar Türkiye'nin stratejik çıkarlarının Yunanistan'a karşı korunması da yatıyordu. Harekat, Kıbrıs Türk toplumunun varlığını güvence altına alması açısından önemliydi ve bu sayede ‘enosis’in gerçekleşmesi, bir başka deyişle Ada’nın Yunanistan'a ilhakı önlendi.

30 temmuzda imzalanan Cenevre Anlaşması’nda Kıbrıs'ta fiili olarak ‘iki ayrı ve otonom yönetim’ bulunduğunun altı çizildi:

  • 1960 Anlaşmaları ve BM'nin 20 temmuz 1974 tarihli kararları dikkate alınarak, Kıbrıs'ta yeni önlemler alınacaktır.
  • Her iki taraf askerleri de 30 temmuz 1974 günü saat 20.00'de bulundukları yerlerde kalacaklar ve genişlemeyeceklerdir. Türk kuvvetleri etrafında, genişliği sonradan belirlenecek bir tampon bölge kurulacak ve bu bölgeye BM Barış Gücü hariç, hiçbir kuvvet girmeyecektir. Yunan ve Kıbrıs kuvvetleri, işgal ettikleri Türk yerleşim bölgelerinden derhal çıkacaktır. Bu bölgeler BM Barış Gücü'nün kontrolüne verilecektir. Karma köylerde güvenlik, BM Barış Gücü tarafından sağlanacaktır.Bütün esirler değiştirilecektir.
  • Kıbrıs'ta bulunan yabancı kuvvetler, karşılıklı barış, güvenlik ve karşılıklı itimat tesis edildiği ölçüde azaltılacaktır.
  • Bölgede barışın sağlanması ve Kıbrıs'ta anayasal bir hükümetin kurulması için bundan sonraki      görüşmelere 8 ağustos 1974 
     
    TAŞKENT KATLİAMI
    Eski EOKA'cı 67 yaşındaki Andreas Dimitriu’nun, Kıbrıs Türklerine 30 yıl önce uygulanan Taşkent katliamıyla ilgili itirafları...

    • ''Rum polisi ve birkaç gönüllü olarak Taşkent'e Kıbrıslı Türkleri toplamaya gittik, ertesi gün ise Türk mahallesine gittiğinde Hirokitia'dan gelen bazı askerlerin intikam almak amacıyla
    bazı genç Kıbrıslı Türk kadınlara tecavüz ettiklerini öğrendim... Bunun üzerine Kıbrıslı Türkler korktukları için kendiliğinden okulda, Kıbrıslı Türk kadınlar ise Türk mahallesindeki birkaç evde toplandılar...”
    • ''Okuldaki Kıbrıslı Türklerin Limasol'a götürülmek üzere askerler tarafından otobüslere bindirildiğini akşam eve gelince öğrendim... Birkaç gün sonra Mari (Tatlısu) köyünden bir Kıbrıslı Türkten, otobüsteki Kıbrıslı Türklerin öldürüldüklerini ve sadece bir tanesinin

    kurtulduğunu öğrendim...”
    • ''O zamanlar böyle şeyler oluyordu. Tüm Kıbrıs'ta olanın dışında biz ne yaptık! Bizim

    esirlerimizle değiştirilmesi amacıyla savaşabilen herkesin toplanması emri gelmişti. Biz ne yaptıysak devletin yasal güçleriyle birlikte yaptık...''
    • Evlerinden 14 ağustos 1974'te zorla alınan ve topluca öldürülen 89 Kıbrıslı Türk dozerlerle açılan çukurlara gömülmüştü.

    günü başlanacak, buna Türk ve Rum Kıbrıs Temsilcileri de katılacaktır.

    Müzakere sürecinin de tekrar başlatılmasına atıfta bulunulan anlaşmaya karşın Yunanistan, uzlaşmaya yanaşmadı ve şiddet eylemlerine devam etti.

    Bunun üzerine Türkiye, dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı ‘Ayşe’yi tatile göndermeye’ karar verdi ve ikinci Barış Harekatı 14 ağustosta bu şifreyle başladı. Türk ordusu Ada’nın yüzde 37’sini kontrol altına alacak kadar ilerledikten sonra ikinci harekatı 16 ağustosta sona erdirdi.

    1975: Nüfus mübadelesi gerçekleşiyor

    13 şubatta ‘Kıbrıs Türk Federe Devleti’ (KTFD) kuruldu. İlan sonrası BM Güvenlik Konseyi, sorunun çözümü için BM Genel Sekreteri’ne ‘iyi niyet misyonu’ veren kararı kabul etti. İyi niyet misyonu, sorunun çözümünde arabuluculuk ve hakemlikten çok, müzakere sürecini kolaylaştırmayı amaçlıyordu.

    Aynı yıl içerisinde bir de nüfus mübadelesi gerçekleşti. 2 ağustosta Avusturya’nın başkenti Viyana'da BM, Türk ve Rum liderleri arasında bir Nüfus Mübadele Anlaşması yapıldı ve BM Barış Gücü aracılığıyla uygulandı.

    Nüfus mübadelesi anlaşmasıyla Ada’nın kuzeyinden güneyine yaklaşık 120 bin Rum, güneyden kuzeye de 65 bin Türk geçti. Bu tarihten sonra Ada’nın kuzeyi ve güneyi bir ‘ara bölge’yle birbirinden ayrıldı.

    1977: Zirve Anlaşması imzalandı

    12 şubattaki Denktaş-Makarios görüşmesi sonucunda, dört maddeden oluşan ve Ada’da ‘iki toplumlu federal bir cumhuriyet’ kurulmasını öngören ilk Zirve Anlaşması kabul edildi. Bu anlaşmayla, Kıbrıs Rum Kesimi ilk kez iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü benimsiyordu.
    1979: II. Zirve Anlaşması imzalandı
    Türk tarafının çağrısı üzerine mayısta Denktaş ile Kiprianu arasında bir görüşme yapıldı. Bu görüşme sonrası da II. Zirve Anlaşması imzalandı. İlkini teyit eden bu anlaşma, ‘iyi niyet ve karşılıklı güven ortamı’nın önemine işaret ediyordu.

    1980: Federal anayasa, iki kesimlilik

    Ada’da ‘iki kesimlilik ve güvenlik’ kavramları ilk kez açıkça belirtildi. Federal anayasa ve iki kesimli toplum formülü belgelendi.

  • 1982: BM’den ‘işgal ordusu’ kararı
    Yunanistan’daki seçimleri kazanan Papandreu, şubatta Kıbrıs’a giderek ‘Kıbrıs’ın Helenizmin bir parçası’ olduğunu söyledi.

    Bu arada BM Genel Kurulu, Rum tarafının başvurusu üzerine Ada’daki ‘işgal ordusunun derhal çekilmesini ve mültecilerin isteğe bağlı olarak geri dönmeleri’ni tavsiye eden bir karar aldı. KTFD Meclisi de, ‘Kıbrıs toplumunun self-determinasyon hakkı’na ilişkin bir karar aldı.

     

  • Yorumlar (0) 19.07.2007. 08:34

    Başbakana Güle Güle Deriz

     
    BAŞBAKANA GÜLE GÜLE DERİZ
    Büyük Birlik Hareketinin Lideri ve Sivas bağımsız milletvekili adayı Muhsin Yazıcıoğlu, "Tek başına iktidar olamazsam siyaseti bırakırım" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için "İktidar partisinin lideri böyle söyler mi? Demek ki kan kaybının farkına varmış. Kendisine güle güle deriz" diye konuştu.

    22 Temmuz genel seçimler öncesi seçim bölgesinde çalışmalarını sürdüren Sivas bağımsız milletvekili adayı Yazıcıoğlu, dün akşam BBP'lilerin düzenlediği yemeğe katıldı. Burada niçin bağımsız olarak seçime girdiklerini anlatan Yazıcıoğlu, yüzde 10'luk barajın partilerinin önünde büyük bir engel olduğunu söyledi. "BBP olarak seçim öncesi ittifaklar yapabilirdik" diyen Yazıcıoğlu, kendilerine kabul edemeyecekleri tekliflerle gelindiğini ifade etti. Sağ gösterip solu birleştirdiklerini de vurgulayan Yazıcıoğlu şöyle devam etti: "Öyle tekliflerle yaklaştılar ki sanki Allah onlardan daha yüce bir şey yaratmamış. Öyle anlayışlarla karşılaştık ki nerden talimat aldıkları belli olmayacak şekilde bir günde birleşiyorlar, bir günde ayrışıyorlar. Neydi bunlar? Hepsi bir mühendislik projesi. Sağ gösterip sol vurdular. Sağı birleştiriyoruz dediler solu birleştirdiler. Sırf solu birleştirmek için sağın partileriyle oyun oynadılar."

    Yorumlar (0) 19.07.2007. 08:20

    14 Temmuz 1959 Türkmen Katliamı

    14 Temmuz 1959 yılında, Irak Kerkük Türklerine karşı, Komünistler, Kürtlerin eliyle canavarca, haince, sinsi planla, hazırlık görmekle, uygulama sonucu seçkin Milliyetçi, Türkçü, Liderlerimiz, Türklük uğrunda kanlarını, canlarını Kerkük’ün temiz toprağına adak vermişlerdir.

    Komünist, Kürt Militanları, çok sayıda Irak Türklerini öldürmekle, aydın İnsanlarımızı, kurşuna dizerek, sürgün atmışlardır, dipçikle dövülerek, şahit edilerek, bir bölüm Türkleri, diri, diri toprağa gömmüşlerdir, kimide direk, elektrikle asılarak, Temmuzun sıcak güneşin altında bırakılmıştı.

    Irak Türklerinin çoğunun gözleri oyularak, bedenleri sokak, sokak sürüklenerek, kamyon, Traktörler üzerlerinden geçerek ezilerek param parça olmuştur.

    Kerkük Türklerine karşı, canavarca işlenen bu toplu soykırım, katliamı düşünce aklımızda en çok içli derin yer almakla iz bırakmıştı bu katliam dünyanın hiçbir yerinde görünmemiştir.

    Irak’ta kraliyet rejimine son vermekle, devrildikten sonra, bir Cumhuriyet rejim kurulmuştu, Irak Türkleri bu yeni devrimden, Cumhuriyetten, mutlu, hayırlı, kurtuluş günlerin, sevinçli, anlarını yaşamakla, bir hayal kurmak üzere, özgürlüklerine kavuşmalarının, en güzel günlerini yaşamakla, sevinçliydiler, mutluydular.

    Bu sevinç, mutluluk çok sürmeden, kızıl komünistler, ırkçı Kürtler, Kızıl diktatörlüğün Allah korkusu bilmeyen, kıyıcı, cellat canavarlara karşı, var güçleriyle Kerkük Irak Türkleri, direnerek, özgürlüklerini, anadillerini, yüce tarihlerini savunarak, ercesine, aslancasına karşı durmakla, bunun karşılığını, bu korkunç katliam sonucu, şehitlerin kanı dökülerek, bu atılgan, kahraman Türk milleti için Irak Türkleri canlarından vaz geçererek, Kerkük’ün mas mavi göğünde, bir Ay yıldız doğarak parladılar, Türkçülük tarihi, geleceğini aydınlatarak milletimize gök yüzünden, umutlar, müjdeler verdiler.
    Bu kara şom gün akşamdan başlayarak, üç gün, üç gece sürmüştü.
    Şehitlerimiz düşmanlara, kızıl Kürtlere karşı, birer Boz kurt, yiğit Mehmetçik, Türk erleri olarak ölümden korkmadan, ne mutlu temiz Kerkük, Türk toraklarına kavuştular.

    Kerkük ve etrafı, yüzde yüz Türk olarak, başka yerlerden gelen Kürt, en son da Saddam rejiminin her türlü yardımıyla, Arap devletlerinden gelen Araplar, Türk Kerkük nüfusuna girmekle, kendilerini Kerküklü Arap, yoksa Kerküklü Kürt saymakla, uzun yıllardan dedelerin, ataların kanları, canlarıyla kurulan, Kerkük boş sözle, boş kafalarla, yalan uydurmayla değişilemez, Kerkük’ün Türklüğüne Tarihi, gömütler, mezarlar taşları, yer gök Türkçe isimler birer kanıttılar.

    Kerkük Türklerin kendi milletinin idaresinde olduğu zaman, her bir bakımdan ilerlemiş, özgür bir yurt idi bu topraklarda, Tarih boyunca Türkmen milletinin kurmuş oldukları devletlerde göz önündeydi, Kerkük Irak’ta başka milletlerin, Türk düşmanlarının yönetimi altına girdiği andan, şimdiye kadar Kerküklü, ve tüm Irak Türkleri her türlü baskı, zulüm, işkence uzaklaşma, sürgün, mahpushane, idam, katliamlara, sürekli olarak uğramaktadırlar.
    buna karşın Irak Türkleri, hiç bir zaman ümitsiz, ve anavatan tüm dünya Türklerinin, biricik vatanları olan, Türk bağımsız, Türkiyesiz olamadılar, ve Türkiye’den ümitlerini kesmediler, tüm baskı, zulüm içindede, yüce tarihlerini, kültür, benliklerini, dillerini, gelenek, görenek, adetlerini korudular.

    Ve tüm baskılara reğman mücadelelerini Sürdürmüşlerdir, ve sürdürmektedirler, Kerkük katliamını Kürtler, Komünistler Türklere karşı birleşerek, planlarından Kerkük Türk’ünü, Turancıları yok etmeyi yıllar boyu çizerek, tam zamanı 14 Temmuz 1959 olarak seçmişlerdir.

    Türk’ün en büyük düşmanı, olan Molla Mustafa Berzanı, ve yüksek komünist şurası, Irak Cumhur başkanı, diktatör Abdülkerim Kasımla temasa geçerek, yönerge aldıktan sonra harekete geçmişlerdir.

    Kerkük ikinci tümen kumandanı olan Nazım Tabakçalını vatana hıyanet suçuyla, Mehdavı yargı evi tarafından idam etmişlerdir, Yerine Berzaninin dostu aşırı kızıl komünist Davut El Cenabı, yıllarca Rusya’da kalarak, sonradan kurşuna dizilmiştir, ayrıca Irak yüksek komünist şurası başkanı, Türk düşmanı, kızıl Kürt Maruf Benzenci atılmıştı, kendileri gibi, kıyıcı komünist Cebbar Pıruz han, Nuri Molla Veli, Kitapçı Ojen Ermeni komünist birleşerek, Kerkük’te olan Emniyet, yönetmenleri, başka yerlere göndermekle, Komünistleri götürmüşlerdir, ve Kerkük şehrinin her bir yerine Kürtler, Komünistler yerleşerek, türlü silahlarla
    (Halk Mukavemet ) Teşkilatı, üç bin Kerküklü Türk gencini tutuk evine atarak, planlarını uygulamaya başladılar,bu tutuk evinde her türlü işkence araçları Türklere karşı kullanılmıştır.

    Irak’ın İhtilalinin yıl dönümünü 14 Temmuz 1959 günü Komünist, Kürtler, ellerinde iplerle, silahlarla dolaşmakla, bir avuç olarak Kerkük’ün atlas caddesinde bir Türkmen gazinosuna saldırıda bulunarak, Osman Hıdır Türk’ü kurşunla şehit ederek sürüklemeye başlamışlardır.

    Türkmenler bu Kürtlere, Komünistlere karşı durmak, savaşmaya katılmak isteyerek, ikindi tümen tarafından bir bildiri yayınlanarak, dışarı, sokağa çıkma yasaklanması bildirildi, Bu yasaklık belli oldu ki, yalnız Kerkük Türk’ü için imiş, Türklerde yasaya, sisteme, düzene saygı gösteren millet oldukları için, buyruğa uyarak her kes evine yüzleştiler.

    Kürt Komünist subay, askerleri Kerkük’ün her bir yerini, ablukaya silahlılarla sardıktan sonra, tüm Kürt yerlerinden gelen Komünist, Kürtler, Türkmen evlerine saldırdılar, doğru Türk olanların adları, yanlarında yazılarak, askeri Kışlaya götürdüler, kurşuna dizdiler, önde tanılan Türkçü şehit Ata Hayrullah, İhsan Hayrullah kardeşler, Kasım, Ali Neftçi, Mehmet Salahattin avcı kardeşler, Nihat, Cihat, Emel Fuat Muhtar üç kardeşlerle, çok sayıda Milliyetçi, Türkçü gençlerimiz, şehit olmuştu, ondan sonra Allah’tan korkmayan,Komünist Kürt canavarlar Irak Türklerinin temiz cesetlerini caddelerde, sokaklarda sürükleyerek, kimi Irak Türklerinde, diri, diri iki ciplere bağlamakla, ters yöne giderek, cesetlerini ikiye bölmüşlerdir.

    Kürtçe sloganlarda atarak, yok olsun, kahrolsun Türkiye, kahrolsun Turancılar, kahır olsun Türkler gericiler, gazino, dükkanlarda, evlerde o zamanlar Osmanlı paşaların büyük Türk liderlerin, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye, Enver paşa, Boz kurtların resimleri çok sayıda bulunmaktaydı, resimleri Parçalamaya başladılar dahada fazla kin düşmanlık gösterdiler bizlere karşı ,

    Korkunç katliam üç gün, üç gece sürmekle, Kürtler köy, dağlardan gelerek, askeri araçları Kerkük şehrine götürmekle, tüm dükkan, mağazalara saldırarak her ne varsa onu yağmalayarak alıp götürdüler, her şeyi unuturlar, yağmalara dalmasaydılar Irak Türklerin Şehit sayısı dehada çok artardı.

    Bu acı, kötü, korkunç durumu görenlerin çoğu, çıldırdı, çok gebe kadınlar çocuklarını düşürdü, çok sayıda Türkmenler suçsuz, günahsız kıyıcı Kürt komünistler tarafından, öldürülmekle, bir çok Türklerde yaralanmıştı, aile çocuklarının gözü önünde, kurşunlanarak şirin canlarını vermişlerdir,
    bunun yanında iki kardeşle 12 yaşında Emel Muhtarda, canavarcasına düşmanlar göz yaşlarına acımadan, 12 yaşında bir kızı şehit etmişlerdi.

    Emel öğrenci bir genç kız olarak, Azize, Semire adında iki kız kardeşi vardı, Nihat, Cihat, Kubat, adında üç ağabeyi, babası Fuat mahalle muhtarı idi, hep bir evde yaşıyordular, 15 Temmuz kapı çalındı, silahlı Kürtler, Komünistler kapıyı kırarak eve girmekle Nihat’la, Cihat ve Kubatı vura, vura tutuklayarak sürüklediler, Babanın beyaz sakalına acımadan, çaresiz, zavallı annenin acı çilesi göz yaşları, taştan olan yüreksizleri bile ağlatıyordu, ama ağlamak, göz yaşı dökmek, yaka yırtmak bu canilere, cellatlara insan olmayanlara, Allah, Peygamber tanımayanlara, Kutsal İslam Dinini bilmeyenlere ne yapacak bu yakarış, yalvarış, baba önlerine atıldı, beni öldürün onların yerine, Anne yok beni götürün, öldürün onlara kıymayın, çocuktular, anne, baba yalvarıyorlar, bağırıyor, ağlıyor onlarsa yüksek sesle kahkahayla alay yapıyorlardı, o eli kanlılar, zalimler ne anlarlar çocuk, anne, babalık hakkı, ciğeri yarasını ne bilecekler, Adamı, ve kadını o kadar öldürmeden, döverek, al kan içinde bırakarak, hemen caniler, katiller koşarak Nihat’ı kurşuna dizerek şehit ettiler, ağabeycisine koşan 12 yaşında Emelde, hainler tarafından kurşunlanarak, kardeşinin yanına düşerek, şirin canını verdi, ardından gaddarlar, kıyıcı, cellatlar kurşunu Cihatta doğru vurarak, Emel ve iki kardeşleri katiller, dışarıya sürükleyerek, araba arkasına iple bağladıktan sonra, kimsesiz Kerkük caddelerinde, bu suçsuzları sürüklediler bağıdılar Kürtçe mutluluk, sevinç şarkılar söyleyerek.

    Gözleri kanla dolan katiller, Türk düşmanları, nerde Türkmen evi olarak bırakmadılar, aramaya başladılar, hayatını Irak ordusu, toprağına, taşına, canını adayan, ve savunan, yiğit, kahraman, bir liderimiz sayılan ATA HAYRULLH 14 Temmuz katliamının ilk gecesinde, evde çocuklarıyla konuşmaktaydı, onlara Türklükten, tarihten söz açarak, aynı an tüm aile çocuklarına, Türk milli kıyafetlerini giydirmelerini istemişti, kendiside onlarla Türk kıyafatını giydikten sonra Çırpınırdı kara deniz, bakın Türk’ün bayrağına Marşını söylemekle, Hain Komünistler Rus Masun uşakları kapısını çalarak, seni komandan kışlada istiyor diye, onu Türklerin olduğu ölüm kan meydanına götürdüler.

    Kıyıcı Kürt Komünist canavarlar, ona en iğrenç işkence, acıyı gösterdiler, ve onu kışlanın önünde, bulunan bir ağaca, bağladıktan sonra, Kurtça diri, diri etlerini keserek, TURANÇILARIN, TÜRKÇÜLERİN, LİDERİ, ATA HAYRULLANIN ETİNİN KİLOSU 10 FİLİS, ALAN VARMI..([FILIS KURUŞ DEMEK).
    ve etlerini etrafta olan, hayvan önüne, atmaya başladılar hangi bir millet bunu yapmıştır, hangi insanlık bunu kabul edecek, insanın eti kesilip, parçalanarak
    satılır? Hayvanata atılır mı?.hangi bir yasa bu kadar düşmanlık, kin besleyenlere karşı duramaz Allah yaratan bir insanı kendisi canını alır, verin, bu kadar acımasız
    olunur mu?, bu kadar zalim canavar olunur mu acaba?

    Katiller bu defa aynı durumu, kardeşi yarbay doktor, İHSAN HAYRULLA DA bu biçimde şehit oldu, kardeşinin önünde işkence yaparak, yüreği insan sevgisine dolu kendisine zulüm, işkence, eden bu cellatları defalarca bedava olarak ilaç ederek evinde yaşatmıştı, onlara yemek, su vermişti ona kıyanlar hep onun iş yerinde evinde yaşadılar yiyip, içtiler, çocukları büyüttüler çok yazıklar öyle insanlığa yardım eden bir doktur işkenceyle beslemiş olduğu Kürtler tarafından acımasız öldürürümü, Şehit İhsan bir çok Kürtleri evinde iş yerinde kendi ekmeği ile beslerken onlar 14 Temmuz günü canına kıydılar kanını döktüler, sürüklediler onu türlü işkence yaptılar iki kardeşe, bu gibi insanlara ne söylenecek acaba? .

    Kimsesiz olan Türkmenlerin yalnız dillerinde, Allah, Peygamber bağırmakla, çağırmaktaydılar, buna karşın Kafir, Komünistler Kürtler, onlara öyle söylemekteydiler, (ALLAH YOK, İZİNE GİTMİŞ) (PEYĞAMBER SİHİRBAZ. BÜYÜCÜYDÜ ) sizi kimse kurtaramaz, bakalım sevdiğiniz Türkiye gelsin, Mustafa Kemal, Ata Türk’te öldü, kim kurtaracak sizleri,Kürtlerden, Kerkük’te Başka bir kimse yaşayamaz,Çünkü Kerkük bir Kürt şehridir,çıkın buradan, burası Kürdün yeri hep öyle söylemekle, türlü işkence, zulüm, baskıları artmaktaydı.

    Kerkük katliamı, soydaşlarımızın, şehit edilmesi toplu, yok etme planı komünist militanları, organize etmekle, bir çok etnik grupların, işbirliğiyle, gerçekleşmişti ve Irak hükümeti, yardımıyla yapılmıştı, ikinci ordu komutanlığı, birliklerinde atılmıştı.

    Kerkük katliamına, önde gelen Türkmen düşmanlarından, Kürt liderlerinden Celal Talabaninin de elinde silahla, Kerkük cadde, sokaklarında, Türkmen’e ateş açarak, çok Irak Türklerini arkadan kurşuna dizmiştir Celal olarak sürekli olarak ordu karargahında bulunmaktaydı. Ayrıca Komünist Kürt çıldırmış ırkçı Nuri Talabani de Kerkük katliamında büyük rol oynamıştı, Nuri Talabani Irak Türklerinin tam olarak yardımıyla parasıyla okulunu bitirmiştir adam olmuştur,Kerkük katliamından Celal ile, Mustafa Barzani, önde gelen sorumlular arasındadırlar.

    yıllar süren Arap Kürt düşmanlığı,ve Kürt, Kürt düşmanlığı çatışması Irak Türklerine karşı, birden unutularak, dost kardeş olarak, birbirlerine sarınarak, Türkleri yok etmeye çalıştılar, Mustafa Barzani, ileri gelen Kürtlerin evinde, toplantı yaparak, Türklere karşı plan çizmekteydi, Bilgi, yönerge veriyordu, ertesi gün Barzani, Bağdat’a büyük kalabalıkla uğurluyorlar, ve Bağdat’ta planlarını yeniliyor, Kürt elemanlarda olaylar çıkarıyor, büyük kavgalar olarak, Türklerin dükkan, mağazalarını, yağma, paramparça ederek Türkçe yazılan tabelalar indiriliyorlar, Türk Turancılara, ölüm Kerkük Kürtlerindir, Türk yok, boş sözleri bağırarak, sokaklarda koşuyorlardı.

    Düşmanların amaçları, Bu katliamdan Kerkük’ün en aydın, yetişmiş atılgan kahraman liderlerini, yok etme, onları sahipsiz, başsız bırakmak, Türkleri zulüm işkence, baskıyla, korkutma topraklarından kaçırmak, göç ettirmek, yerlerini almak, Türklerin sahip oldukları, varlı zengin petrol bölgesinden, uzaklaştırmak, kendi ellerine geçirmek, Türkmen ocaklarını söndürmek istiyorlardı.

    Çünkü Irak Türkleri, her bir bakımdan, başkalarından dehada iyi, şerefli, töreli, erdemli, efendi, tarihi yüce, eski bir millet, büyük uzun yıllar hüküm eden, devletler kuran, yiğit kahramanlıkla, tanılan, doğru Müslüman, Ulu Tanrıya inanan, bir millet olduğundan dolayı, kendileri boş hayala, yaşamakla, devlet kurma, ve Kerkük benim olacak diye, kendilerini aldatmakla, eziklik, psikolojik hastalığına, düşerek, kompleks Türk düşmanlığını yaşamaktadırlar.

    Bu planlara karşı, Türkmen milleti, bu gün dahada uyanık, düşmanını tanımakla, Bağdat yönetimi, ve tüm düşmanlar iyice bilmelidir, Türkmen milletinin, birlik beraberliğini, boza bilmeyecekler, bu toplumu, bu kültürlü, eski tarihli, efendi milleti, ortadan kaldıra bilemezler, doğru, babalı anneli, temiz, şerefli ahlaklı, Türkmenlerde senlik, benlik, Sünni, Şiilik, köylü, şehirli, Kerküklü, Erbil’li, Telafer,Tuzlu yoktu ve olmayacaktır.

    tüm düşmana karşı, bir olmalı, sımsıkı sarılmalı, Türkmen’in göz ışığı, gönlü olan anayurdumuz Kerkük’ü, bağrımıza, kucağımıza sarmalı, o bizim ümidimiz, Baş tacımız, Gönlümüz, Baş şehrimiz, Göz yaşımız, Sevgimiz, tek varlığımız.

    Düşmanlar, yurdumuzu, atadan kalma kutsal topraklarımızı, kendi malı, saymakla, milletimizi sildirmekle, ve birbirlerinden ayırmakla, Milli Türklük, ruhunu yok etmeye yönelmişlerdir, ve çok insanlarımızı, aydınlarımızı nedensiz yere yalnız Türk olduklarından dolayı, idam ederek, uzun yıllar mahpushaneye atmışlardır, bunun yanında, sürekli tutuklamalarla, işkence, sürgün, malları üstüne, el koyma, ve başka terör Saddam, Berzanılar, Talabanilar soydaşlarımıza, çok ziyan vermişler.
    ve vermektedirler.

    ŞEHİT ALBAY ABDULLAH ABDURRAHMAN

    14 Temmuz 1959 tarihinde, çok önemli yeri olan, şehit Albay Abdullah Abdurrahman 1913 Yılında Kerkük’te dünyaya gelmişti, Bağdat Harbi okulundan mezun olarak, 1941 yılında İngilizlere, karşı milli harekette yer alarak, 1948 yılında General Mustafa Regaip, ve Ömer Aliyle birlikte, başarılı olarak Filistin’ini kurtarma harekatına katılarak, yanlarında savaşa katılmıştı, 1958 ihtilalinden sonra, Kerkük’te ikinci tümen komutan yardımcısı, olmuştu, içi dürüst, temiz Milliyetçi, mert, atılgan, yiğit, Türk sever yardıma koşan bir Türkçüydü, 1959 yılında Kerkük Katliamından Allah’ın yardımı ile mucizeyle, kurtularak, Türkmen Tazehurmatu bölgesi yoluyla, Bağdada general Abdul Kerim Kasım’a, gizli olarak, ulaştıktan sonra, Kerkük’teki katliamdan, durumdan haber vererek, kan kardeşlerini, Türkmen Milletini, büyük felaketten çabasıyla kurtarmıştır.
    Kerkük’te katliamı yapan Kürt, komünistlerse Abdul Kerim Kasım’a, Türkler Kerkük Kalesinde, ayaklanmışlardır,silaha sarılmışlardır Abdullah Abdurrahman başkanlığında, ve Silaha sarılmışlardır, Bu yalanı uydurmakla, Abdul Kerimin yanında olan şehidimiz, düşmanın sözünü yalanlamakla, Abdul Kerim Kasım bir bildiri yayınlayarak, katliam durdurulmuştu, ikinci ordu komutanı, ve Kürt Komünistlerle, birliklerine gelince, Kerkük Kalasına ateş açarak, toplar atarak, çok sayıda Türkleri şehit ve yaralamışlardır.

    büyük Türkçü şehit Albay 1964- 1973 ve 1974- 1976 yıllarında, Türkmen Kardeşlik ocağının başkanlığını, milli Türklük duygusuyla başararak, ocağa bağlı bir öğrenci yurdu, yoksun ve Arap Baas partisine katılmayan Türk öğrencileri için 35 kişiyi yerleştiren, bir öğrenci yurdu, doktor şehit Rıza Demirci açarak, Türkçe, Kardeşlik dergisini sürekli olarak yayınlamıştı.

    Abdullah Abdurrahman Irak Türklerinin durum, meselesiyle, yakından ilgilenerek, milleti için çalışmıştı, tüm Türk köy kasaba, şehirler, bölgelerini gezerek, ocağın milletin, ilkelerini, tarih, kültürünü, dilini yaymaya çalışmakla çaba sarf etmişti.

    kaç defa, Saddam rejimi, Türkmen kardeşlik ocağı için seçimler yaparak, kendi Arap Baas partisinden adamlarını seçime göndermekle, zorlayarak, ama millet tüm korku, işkence, tutuklamaya karşı, kendi albayı Abdullah Abdurrahman seçmişti, en son Irak terör hükümeti bir bildiriyle, kendi elemanlarını, Saddamcıları iş Başına atarak, 1976 yılında Saddam Baas rejimi, Türkleri yok etmek için, kıyıcı politikasına, dayanarak şehit Albayı Ocağın başından uzaklaştırmakla, 1979 yılında mart ayında arkadaşları, Milliyetçi,Ülkücü, Türkçü şehitlerimiz Necdet Koçak, Adil Şerif, ve şimdiye kadar yeri belli olmayan, bilim adamımız Rıza Demirci ile birlikte, tutuklanarak 67 yaşında 16 Ocak 1980 tarihinde, Türklük, Türkiye’den dolayı, türlü işkenceyle, gözlerini oymakla, idam olarak şehitler kervanına katılmıştır.

    14 Temmuz 1959 tarihinde Türk şehri Kerkük etrafını, türlü araçlarla, silahlarla, abluka eden düşman, öteki Türk şehir, ilçe, köy kasaba, bucaklarla, ilişkisini keserek, Türk milleti Kerkük Irak Türk’lerinin, çile işkence, yardımına ulaşmasın diye, buna rağmen yiğit atılgan Türk sever kardeşler, Tazehurmatu, Altunköprü, Telafer’den çok yerlerden kardeşler hazırlık görmekle, Kerkük sınırına dayanmışlardır.
    Dünyanın her yerinde belli ki, Türk milleti, her bir zaman, her bir alanda, ayrım yapmadan tüm düşmanlara karşı, korkmadan savaşacaklar, Silahı, Kalem, Kültür, Efendilik, Töre, şerefle, Bilgiyle, İslam Diniyle, Kan, Can, Gönül, Duygu, İlke, Birliğiyle, duracaklar.
    adı geçen Türklük, Kerkük hak yolunda şehit olan kan kardeşlerimizi anarken

    Ulu Tanrıdan, bol, bol rahmet diler, yerleri Cennet olsun. Kalan yakınlarına, ve tüm Türk dünyasına, bağımsızlık, özgürlük, sağlık mutluluk diler, her bir çağda, şehitlerimizin yakmış, olduğu Meşale, çırağı elden ele, iç Türklük, Turancılık, umuduyla taşarak, milli davayı, el gönül fikir ülkücülük ilke, prensibiyle, yürütmeliyiz.

    Yıllar boyu, Irak Türklerinin vermiş olduğu, tarihi mücadelenin çok büyük yeri vardır, Kerkük Türklüğün önde gelen en büyük Türkçü, Milliyetçi kahramanları idam edilmekle, Türk Milletini çile, acı, matem kara bir günlere de boğarak, yaşatmıştır. milli Türklük davası, uğrunda Mücadele vermekle, şehit kan kardeşlerimizin, kanları ile, duygularıyla, tüm ümitlerimiz gerçekleşecektir.

    Kerkük, Türklük, toprak, bayrak, ilke yolunda, milli mücadeleyle, can, kan veren dava ülküdeşlerimiz, her an coşku, özverilikle, anılarak, büyük şehitlerimizi, kahraman liderlerimizi, yeni kuşaklara tanıtıp, anlatmalıyız ve davamıza, can gönülle bağlanmalıyız, hiç bir Zaman onları unutmadan, yollarında yürümeye devam edeceğiz..

    Tüm Türk Dünyası Şehitlerimizin Ruhlar Şad olsun ...
    Türk Kerkük Şehrinde, Komünist, Kürtler tarafından her türlü işkenceyle, Türklük, Turancılık uğrunda şehit edilen öteki kardeşlerimiz tümü Türk şehri Kerkük’te göz açtılar bu Türk toprakları için kan verdiler şehit oldular.

    TÜRKLÜK, TURANCILIK,UĞRUNDA ŞEHİT EDİLEN KAN KARDEŞLERİMİZİN ADLARI.

    1- Ata Hayrullah- albay
    2-İhsan Hayrullah- yarbay doktur
    3-Salahattin Avcı - iş adamı
    4-Mehmet Avcı .... Memur
    5-Nihat Fuat Muhtar. öğretmen
    6-Cihat Fuat Muhtar.. öğrenci
    7-Emel Fuat Muhtar .. öğrenci 12 yaşında
    8-Kasım Neftçi .. Arazi Sahibi
    9-Ali Neftçi .. Serbest Meslek
    10- Osman Hıdır .. Kahve Sahibi
    11-Cahit Fahrettin ..Öğrenci
    12- Zuhur İzzet Casim Çaycı..Kahve Sahibi
    13-Şakır Zeynel .. Kahve Sahibi
    14-Gani Nakib ..Memur
    15- Kemal Abdul Samet ..Mühendis
    16-Fatih Yunus Ali..Teknisyen
    17-Cuma Kamber ..Teknisyen
    18-Enver Abbas ..Öğrenci
    19-Kazım Abbas Bektaş ..Öğrenci
    20- Hacı Necmettin Abdullah .Serbest Meslek
    21-Hasib Ali ..İşçi
    22-Nurettin Aziz .. İşçi
    23- İbrahim Ramazan ...Tamirci
    24-Abdul Halik İsmail ...Öğrenci
    25- Abdullah Ali Bayatlı..Teknisyen
    26-Salahattin Kayacı..İşçi
    27- Abbas Kadir ...Öğrenci
    28-Salahattin Köprülü ...Polis
    29-İbrahim Hemze ...Kasap
    Kemal’in Annesi olarak tanılan yaşlı bir ev hanımı
    30- Adil Abdülhamit .. Öğretmen
    31-Abdullah Ahmet...İşçi
    32-Habib Ali ..
    33- Abdul Gani Seyit Mehmet..
    34- Sadık Kaleli...
    35-Halil Şakır ...Serbest İş
    36-Salah Terzi ..Serbest İş.

    Yorumlar (4) 14.07.2007. 17:32

    İşte Tarihi Karar


    TERÖR örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın asılması için meydanlarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ip atan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin idam cezasını uygulamasını önleyen kararın altında imzası bulunuyor.

    12 Ocak 2000 tarihli mutabakat metninde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile koalisyon ortakları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz’ın imzaları bulunuyor. Devlet Bahçeli bu kararın ardından verdiği beyanatta, ölüm cezasının uygulanmayacağı konusunda sözüne sadık kalacağını belirtiyor.


    BİR GÜNDE DEĞİŞTİ

    57. Hükümet’in ortağı MHP lideri Bahçeli, 11 Ocak 2000 günü Osmaniye’de yaptığı konuşmada Öcalan’ın idam edileceği mesajını verdi. Ancak bu mesajdan bir gün sonra Bahçeli’nin de katıldığı Ankara’da yapılan liderler zirvesinden ‘Öcalan’ın idam cezasını bekletme kararı’ çıkmıştı. ANASOL-M hükümeti, bir yandan Öcalan’ın idam kararını bekletirken diğer yandan da idam cezalarının kaldırılması için yasal düzenleme hazırlığı başlatarak verilen idam kararının infaz edilmesini yasal olarak da imkansız hale getirmişti.

    KARAR METNİ

    BÜLENT Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz imzasını taşıyan ‘Karar Metni’nde, ‘Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP’ın genel başkanları, bugün(12 Ocak) Başbakanlık’ta yaptıkları toplantıda, AİHM’in teröristbaşı Abdullah Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir. Bilindiği gibi Türkiye’nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM’in Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde sözkonusu değildir. Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında, dosya gereği için ivedilikle TBMM’ye gönderilecektir’ deniyor.

    TERÖRİSTLERE MESAJ

    TERÖR örgütü PKK üyeleri ve sempatizanlarının eylemlerde bulunmaması uyarısı da yapılan metinde ‘Genel Başkanlar, hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye’nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istendiğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi konusunda görüş birliğine varmışlardır’ ifadeleri yer alıyor. Son paragraftaki ifadelerin Bahçeli’nin tabanını rahatlatmak için uzun tartışmaların ardından metne konduğu belirtiliyor.

    Kararın altındaki imza bizim, sadık kalacağız.

    BAHÇELİ, bu kararın ardından Hürriyet Gazetesi’ne 25 Haziran 2002 tarihinde verdiği beyanatta Öcalan’ın idam edilmemesi yönündeki sözüne sadık olacağını belirtti. Bahçeli beyanatında ‘Biz ölüm cezalarının uygulanmayacağı yolunda bir moratoryum ilan ettik. Buna sadığız. İdam cezasının kaldırılmasını orta vadeli bir karar olarak ilan ettik. Buna da sadığız’ açıklamasını yaptı.

    İDAMA KARŞIYDI

    BAHÇELİ, Hürreyet’in ‘Peki bazı milletvekilleri, seçim ortamının da etkisiyle ‘getirin şu dosyayı Meclis’te oylayalım’ derse ne olacak?’ sorusuna ise ‘İdam cezaları uygulanmayacak diyen o moratoryumu kim imzaladı? Altında bizim imzalarımız yok mu? Elbette imzamıza sadık kalacağız’ karşılığını vererek, Öcalan’ın idam dosyasının raftan indirilmesine karşı olduğunu açıkladı.

    Öcalan aldığı her nefesi MHP’ye borçlu

    AK Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz MHP’nin 1999’da Öcalan’ı idam etme vaadiyle iş başına geldiğini hatırlatarak, iktidarda ise terörist başının idamını engellediğini söyledi. Kapusuz ‘Karar Başbakanlık’ta iki yıl bilinçli bekletilmiş. İdam engellenmiştir’ dedi.

    KOLTUĞU TERCİH ETTİ

    APO’NUN idamının ertelenmesiyle ilgili belgede Bahçeli’nin imzasının olduğunu belirten Kapusuz ‘MHP, hükümet ortağının bölücübaşına verilen idam cezasını müebbet hapse çeviren kanun teklifine göz yummuş, hükümet ortaklığını yani koltuk sevdasını bebek katilinin idamına yeğlemiştir. Bahçeli, milletin ve Türk adaletinin kendisine emanet ettiği ipi, seçim meydanlarında yine millete atma gafletini göster-miştir’ dedi.

    BAHÇELi ODASINDA VEKiLLERE NE DEDi

    İDAMIN kalkmasıyla ilgili değişiklik Anayasa Komisyonu’nda görüşülürken idam ile ilgili düzenlemenin çıkarılması için verdiği önerge reddedilen AK Partili Ramazan Toprak, verilen arada MHP’li milletvekillerinin Bahçeli’nin odasına çağrıldığını ve toplantıya dönüşlerinde Öcalan’ı kurtarma yönünde oy kullandıklarını anlattı.

    BAHÇELİ’YLE 1 SAAT 15 DAKİKA

    TOPRAK ‘MHP’li milletvekilleri, 1 saat 15 dakika süren bu toplantıdan yüzleri kıpkırmızı olarak döndüler. Ve önergeme red oyu verdiler. Böylece idam cezası kaldırılırken, Apo kapsam dışı kalmadı. Yasal olarak böylece idamdan kurtuldu. İş bittikten, düzenleme Genel Kurul’a bu haliyle gittikten sonra da aynı düzenlemenin Genel Kurul’daki oylamasında ‘hayır’ yönünde oy kullandılar’ diye konuştu.

    iDAM iPi ELiNDEYKEN SEN NiYE ASMADIN?

    DÖNEMİN MHP milletvekili Edip Özbaş, Başbakan olarak, Öcalan’ın idam cezasını uygulamadığı gerekçesiyle Ecevit hakkında soruşturma önergesi açılması için imza toplamak istemiş, ancak MHP’liler Özbaş’a destek vermemişti. Önergeye destek veren Abdulhaluk Çay, Enis Öksüz, Ali Güngör, Mehmet Ceylan ve Mesut Türker de Bahçeli tarafından tasfiye edildi.

    SEÇMENE SELAM GÖNDERİYOR

    ÖZBAŞ, Bahçeli’nin idam ipi ile şov yapmasının ‘seçmene selam’dan ibaret olduğunu belirterek ‘Apo’nun idam ipinin ucu elindeyken gereken adımları atmadı. Öcalan’ı, Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli üçlüsü idam kararını bekleterek, fiilen kurtardılar. Daha sonra da Anayasa’dan idam cezasını çıkararak yasal olarak kurtardılar’ diye konuştu.

    Yorumlar (16) 11.07.2007. 15:53

    Kullanıcı Menüsü

    Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

     
     

    Anket

    Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Kaldırılmalı (2765)

    Kalmalı (192)

    Yeniden Yapılandırılmalı (1338)


    Toplam 4295 kişi oy kullanmış.

    1

    Sayaç

    1

    Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2651356 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6002 tanesi sitemize üye olmuştur.

    Sitede Kimler Var

    Şu anda sitemizde 77 ziyaretçi ve 1 üye bulunmaktadır:

    reis0629

    Alperen Ocakları RSS BeslemesiRSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu

    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 | Alperen Ocakları Genel Merkezi
    Tel: (+90 312) 232 03 81 - Belgegeçer: (+90 312) 232 03 82 | G.M.K. Bulvarı 47/21 - Maltepe / Ankara