
Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden tertemiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu mübarek günde ruhumuzu karartan, kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atmak, İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını durdurmak, Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.
Bu vesileyle, İçerisinde yaşadığımız sıkıntılı, karanlık, gözyaşı ve hüzünle dolu günlerin sona ermesini temenni ediyor, Terör Belası ile ciğerlerimizi yakan insan düşmanı, kan emici pkknın kahrı perişan olmasını, başta Irak, Filistin, Lübnan, Çeçenistan, Karabağ ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın birçok yerinde soydaşlarımıza ve Müslüman kardeşlerimize uygulanan zulmün son bulmasını Cenab-ı Allah’tan Niyaz eder,
Türk Milleti’nin
ve tüm Müslüman kardeşlerimizin, Miraç
Kandili’ni kutlarız...

Saygı ve Muhabetle
ALPEREN OCAKLARI GENEL MERKEZİ
MİRAÇ KANDİLİ
.gif)
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)
Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:
“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)
Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.
Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi'nin dediği gibi
“Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.
Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.
Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.
Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.
Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından d
a Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”
Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.
O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.
Peygamberimiz neden miraç’a çıktı?
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.
Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.
Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...
Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"
Miraçın çok örnekleri vardır:
Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.
İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.
Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.
Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.
Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.
.jpg)
Miraçla gelen hediyeler...
Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.
İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.
Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.
Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.
Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)
Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :
“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.
Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.
Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.
Yorumlar (2) 29.07.2008. 12:55
Ludwigshafen´deki yangın davası Frankental Savcılığı tarafından örtbas edilmesi kararına ATB Genel Başkanı Sayın Recep YILDIRIM´dan büyük tepki gösterildi. Sayın YILDIRIM konu ile ilgili bir Basın Açıklaması yayınladılar...

Ludwigshafen´deki yangın davası Frankental Savcılığı tarafından örtbas edilmesi kararına ATB Genel Başkanı Sayın Recep YILDIRIM´dan büyük tepki gösterildi. YILDIRIM konu ile ilgili bir Basın Açıklaması yayınladı...
3 Şubat 2008 Pazar günü Ludwigshafen´de bir Apartmanda çıkan yangında 5´i çocuk, 9 Türk'ün ölümüne yol açan yangının sebebinin hala bilinmediğini ve soruşturmanın sürdürülmesi için de bir neden kalmadiğini açıklayan Frankental savcılığının, dosyayı kapatma kararı alması, biz Türk toplumunu derinden sarsmıştır.
Ne teknik bir arıza, nede kundaklama gibi akla ve izana sığmayan bu açıklamalar kuşkuları arttırmıştır. Dosya tekrar açılmalıdır. Geniş ve kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır. Diğer tarafdan Türkiye´den gelen teknik heyetin tekrar Almanya´ya gelerek çalışmalara katılmalıdır. Alman Adalet Bakanlığının artık seyirci kalmamasi gerekir.
Komuoyuna savcılığın bilgi vermesi ve ailenin açılarını arttiracak açıklamalardan kaçınılması gerekir. Bu dava örtbas edilmemelidir. Çünkü Alman hukuku acısından çok önemlidir. Bizler ATB olarak meselenin takipçisi olacağız ve Davanın örtbas edilmesine izin vermeyeceğiz.
Recep YILDIRIM
ATB Genel Başkanı
Yorumlar (1) 29.07.2008. 12:17
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu liderlerinden Dr. Sadık Ahmet’in Gümülcine'deki kabri başındaki anma toplantısına katıldı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu törende yaptığı konuşmada, Dr. Sadık Ahmet'in Müslüman Türk topluluğunun varlığının yaşatılması için hayatı boyunca çırpınan bir mücadele adamı olduğunu söyledi.
LİDERİMİZ DR. SADIK AHMET'İN KABRİ BAŞINDA
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu liderlerinden Dr. Sadık Ahmet’in Gümülcine'deki kabri başındaki anma toplantısına katıldı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu törende yaptığı konuşmada, Dr. Sadık Ahmet'in Müslüman Türk topluluğunun varlığının yaşatılması için hayatı boyunca çırpınan bir mücadele adamı olduğunu söyledi.
.gif)
Sadık Ahmet'in sağlığındaki gibi
ölümünde de yüzlerce insanı bir
araya toplamayı başaran bir lider
olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu,
“Batı Trakya Müslüman Türk
Toplumu liderlerinden Dr. Sadık dedi.
Ahmet’e Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun”

Ahmet’in kabri başındaki anma toplantısından sonra Yazıcıoğlu ve beraberindeki BBP Genel Başkan Yardımcıları Hakkı Öznur, Mustafa Destici, Mehmet Efe ve Mehmet Karabacak, BBP MKYK Üyeleri Mustafa Demirci ve Fatih Güner, Gümülcine Eski Camiinde Mevlid-i Şerif dinlediler. Daha sonra heyetle akşam yemeğinde bir araya gelen Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:
Hakları iade edilmeli...
"Lozan Antlaşması Batı Trakya Türklerine Yunanlıların sahip olduğu haklara sahip olma yetkisi vermiştir. Yunanistan bölgede yaşayan soydaşlarımızın Türk kimliğini inkar etmemelidir. Bölgedeki Türk çocuklarının yeterli eğitimi alabilmeleri için gerekli okul, öğretmen ve ders kitabı temin edilmelidir. Türkler göçe zorlanmamalıdır.
Kendi dini liderlerini seçme hakkına sahip olmalıdır. Atina ile Ankara arasında esen 'Dostluk Rüzgarı' en başta Batı Trakya'yı da serinletmelidir."
Yazıcıoğlu, konuşmasının sonunda, Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer ve konsolosluk yetkililerine misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti.
DR Sadık Ahmet Kimdir?

7 Ocak 1947 yılında, Gümülcine vilayetinin küçük Sirkeli köyünde dünyaya gelen Batı Trakya Türkleri'nin lideri Dr. Sadık Ahmet, ilköğrenimini kendi köyünde, orta ve lise öğrenimini Gümülcine'deki Celal Bayar Lisesinde tamamladı. 1966-67 yılında önce Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine bir yıl sonra da Selanik Üniversitesi Tıp fakültesine giren Sadık Ahmet, 1974 yılında bu fakülteden hekim olarak mezun oldu. Üniversite mezuniyetini, Yunan Ordusunda 34 ay süren piyade erliği izledi.
Hemen ardından da, Orta Yunanistan'da bir yıl mecburi hekimlik hizmetinde bulunarak, 1978 yılında Batı Trakya'ya döndü. Batı Trakya'ya gelişi ile birlikte; bir yandan Cerrahi ihtisasını yaparken diğer yandan da toplumun sorunları ile yakından ilgilenmeye başladı. Dr. Sadık Ahmet, 1985 yılında Batı Trakya çapında bir imza kampanyası başlattı. Amacı Batı Trakya Türkleri'nin sorunlarını dünya kamuoyuna duyurmaktı. Yaklaşık 15.000 imza topladığı bir sırada (8 Ağustos 1986) tarihinde tutuklandı.
25 Eylül 1987 tarihinde tek başına Selanik'e giderek, orada toplantı halinde bulunan Demokrasi İnsan Hakları üyelerine toplum sorunlarını ileten bir broşür dağıttı.
1988 yılında kampanyasından ötürü 30 ay hapis cezasına çarptırıldı.
18 Haziran 1989 seçimleri öncesinde milletvekilliği adaylığı iptal edildi.
26 Ocak 1990 tarihinde Batı Trakya Türkleri'ne "TÜRK" diye hitap ettiği için hapis cezasına çarptırıldı ve Selanik Dudullu hapishanesine gönderildi. İki ay hapis yattıktan sonra, hapis cezası paraya çevrildi ve serbest bırakıldı
8 Nisan 1990 milletvekili seçimlerinde aday oldu ve ikinci kez bağımsız milletvekili seçildi.
Batı Trakya Türkleri'nin ilk siyasal partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) partisini kurdu. (13 Eylül 1991)
1993 genel seçimlerinde Yunanistan'ın getirdiği kasıtlı seçim barajı dolayısıyla parlamentoya giremedi.
Batı Trakya Türkleri'nin haklarını dünya platformunda ararken bir yandan da Batı Trakya Türkleri'ni iktisaden kalkındırma projeleri üzerinde çalıştı.
Evli ve Levent ile Funda adında iki çocuk babası olan Dr. Sadık Ahmet; Batı Trakya Türk azınlığının haklarının imza altına alındığı Lozan barış antlaşmasının yıldönümü olan 24 Temmuz 1995 günü şüpheli bir trafik kazasında hayata veda etti.
.gif)
Allah Rahmet Eylesin...
ALPEREN OCAKLARI GENEL MERKEZİ
Yorumlar (0) 27.07.2008. 18:19
Bir süredir, kimisi geçmişte kişisel beklentilerinin karşılanmamış olması nedeniyle, kimisi içinde bulunduğu yapılara yaranma kaygısıyla, kimileri de milliyetçi camia içerisinde fitne çıkarma gayretiyle, çeşitli kişi ve mahfillerden BBP, Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve Alperen Ocakları hakkında menfi tezviratlar yapılmaktadır.
Alperenlere ve Kamuoyuna Duyurulur.gif)
Bir süredir, kimisi geçmişte kişisel beklentilerinin karşılanmamış olması nedeniyle, kimisi içinde bulunduğu yapılara yaranma kaygısıyla, kimileri de milliyetçi camia içerisinde fitne çıkarma gayretiyle, çeşitli kişi ve mahfillerden BBP, Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve Alperen Ocakları hakkında menfi tezviratlar yapılmaktadır.
Bunlara gereken cevap, Alperen Ocakları Genel Merkezi sitesinden, Alperenlere yakışan bir üslupla yeri geldiği zaman ve son olarak da “Alperenler ve Lider” başlıklı yazıyla verilmiş olsa da, kimi gönüldaşlarımız ve bizi takip edenler tarafından bu tezviratları yapanlara doğrudan cevap vermemize dair beklentiler ifade edilmiştir.
Bizi takip edenlere, kamuoyuna ve Alperenlere, terbiyemize ve izzetimize yakışan üslubumuzu buradan tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Cevap verirken, eleştirirken, had bildirirken bile karşı tarafın ismini zikretmek ve onları doğrudan muhatap kabul etmek bir değer verme tezahürüdür. Alperen Ocakları Genel Merkezi ne söylediğini düzgün bir şekilde, doğru bir Türkçeyle tutarlı bir mantık silsilesinde ifade etmekten aciz, sahip oldukları kuyruk acılarının seviyesiz feryadını bilinçsizce yapan kişileri doğrudan muhatap alıp onlara arzu ettikleri payeleri verme gibi bir yöntemi benimsememektedir. Alperen Ocakları Genel Merkezi lüzum gördüğü konularda gerekli açıklamaları yapmakta, bu açıklamalar içerisinde kişi ve kurumlara gerekli cevabı Alperenliğe yakışan bir üslupla vermektedir.
Kendilerine düşen cevabı algılamaktan aciz kişilerin seviyesine inip, hak etmeyene doğrudan cevap vermek ise Liderimizin bize öğrettiği Alperenlik izzetine yakışan bir tavır değildir. Ayrıca Alperen Ocakları Genel Merkezi konu ile ilgili her hangi bir yere tekzip metni göndermemiştir. Aksini iddia edenler müfteridir.
.gif)
SAYGI VE MUHABBETLE
ALPEREN OCAKLARI GENEL MERKEZİ
Yorumlar (9) 26.07.2008. 15:43
Terörle siyaseti birlikte yürütme eğiliminde olan bir yapının genel başkanı dünkü konuşmasında bir cinayet sanığının “yaşasın Muhsin Yazıcıoğlu, yaşasın Alperen örgütü” şeklinde bağırdığını söylemiştir.
.jpg)
GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMA.jpg)
Terörle siyaseti birlikte yürütme eğiliminde olan bir yapının genel başkanı dünkü konuşmasında bir cinayet sanığının “yaşasın Muhsin Yazıcıoğlu, yaşasın Alperen örgütü” şeklinde bağırdığını söylemiştir.
Geçtiğimiz günlerde bu konu ile ilgili Alperen Ocakları Genel Merkezi ve BBP Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamalar halen internet sitelerinde mevcuttur. Bu kirli oyunlara karşı tutumumuz malumdur.
Fakat konuşmayı yapan şahsın, konumu açıkçası bizi tebessüme sevk etmiştir. “Alperen örgütü” ifadesi kendi alışık oldukları terminolojiye uygun bir ifadedir. “Örgüt” kelimesi bunların aşina olduğu bir kavramdır ve ülkemizde terör deyince akla gelen örgüte ve eli kanlı elebaşına kendilerinin duydukları saygı ve muhabbet ortadadır. Fikir namusuna sahip insanlar tarafından gündeme getirilerek kınanması gereken bir örgüt varsa, bu örgüt geçtiğimiz günlerde kongrelerinde hakkında tezahüratlar yapılan terör örgütüdür.
Alperen Ocakları, açık, şeffaf; yasalara ve toplum vicdanına muhalif hiçbir faaliyete müspet bakmayan bir sivil toplum kuruluşudur. Gerek bu ifadenin sahibinin bahsettiği konu ile, gerekse tüm terör ve yasadışı faaliyetler ile ilgili kanaatlerimiz açık bir şekilde ortadadır. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bu ve benzeri konularla ilgili yürekli açıklamaları arşivlerde mevcuttur. Yasa dışı eylemlere ve her türlü teröre karşı bizdeki ve liderimizde bu yürekliliğin zekatı kadarını kendilerinden beklemek hakkımızdır. Hukuk devleti ve toplum vicdanından bahsetmek ancak bu yürekliliği gösterdikten sonra, “benim teröristim iyidir” anlayışını bıraktıktan sonra mümkün olabilir.
Bu vesileyle son günlerde gündeme getirilen, karanlık odaklar tarafından tezgahlandığı bilinen ve derin ilişkilerden dolayı örtbas edilmeye çalışılan provakatif olayları bir kez daha kınıyor, ucu nereye dayanırsa dayansın bu karanlık ilişkilerin sonuna kadar üstüne gidilmesi ve aydınlatılması ile ilgili arzumuzu yineliyoruz. Aynı kararlı, vicdanlı ve onurlu tavrı eli kanlı terör örgütüne karşı göstermeyenleri de hiç değilse utanıp susmaya davet ediyoruz.
.gif)
KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR
ALPEREN OCAKLARI GENEL MERKEZİ
Yorumlar (8) 23.07.2008. 18:26
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Demokrasi ve Özgürlük kavramları sizce neyi ifade ediyor?
Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2900537 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6285 tanesi sitemize üye olmuştur.
Şu anda sitemizde 91 ziyaretçi ve 4 üye bulunmaktadır:
Serdar Demirtas, Gökhan71 Genel Merkez, çubuk alperen, Metin ÇAP
RSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu