
Mavili Beyazlı Kızıl Elma
- BAŞYAZI -
İzleyenler hatırlar. 2004'te vizyona girmiş "Vegas'ta Son Şans" diye bir film vardır. Filmin kahramanı Berni, aşırı derecede şanssız, hatta bu şanssızlığını etrafa da bulaştıran bir adamdır. Kahramanımızın bu özelliğini farkeden kumarhane sahibi Şeli Kaplov, kazanmaya başlayan müşterilere yanaşması için Berni'yi işe alır. Ve bulaşıcı şanssızlık, patronun daha fazla kâr etmesine yardımcı olur... Filmin devamında konu bambaşka yerlere sürükleniyor, ama bu kısmı bana hiç yabancı olmadığımız bazı "kaybettirici"leri hatırlattı.
Şöyle ki... Memleketimizde de bastığı yerde ot bitmeyen adamlar vardır. Patronları (Sem Amca) bunlara, kaybettiriciliklerinden istifade etmek için, farklı zamanlarda farklı görevler verir. Bu görevlerini ifa eden kaybettiricilerin olmazsa olmaz özelliği Sem Amcaya düşmanlık(!) etmeleridir. Böylelikle patrona düşmanlık hem yeteri kadar yaygın olmayacak, hem de kontrol altında tutulmuş olacaktır. Nitekim (hatta "netekim") beş-on sene evveline kadar memleketimizde Sem Amcaya karşı kanaatler tam da bu tasarıma uygun bir haldeydi. Bir taraftan uğursuzların patrona düşmanlıkları gözlenirken; öbür taraftan yetenekli ve sözde millî elemanlar işleri patronun istediği gibi yürütüyorlar, onlar yürütemeyince de patronun başka kulvarlardaki elemanları devreye girip bitirici darbeyi vuruyorlardı. İsteyen klasik darbelerden post-modern darbeye kadar hepsini, sebep sonuç ilişkileri, kullanılan argümanlar, tasviye edilen ve edilmeyen darbecilerin edilme ve edilmeme sebepleri, ve darbe sonrasındaki süreçler bakımından inceleyebilir.
Medyada doğrularla yanlışlar iç içe öyle bir sunulur ki nerede gaz verip kaybettiricilik yapıyorlar, nerede debriyaja basıp vites değiştiriyorlar öyle şıp diye belli olmaz...
Gerek yetenekli, gerekse uğursuz elemanların, "düşmanlık" ve ille de "ulusalcılık" kılıfları altında patronlarına nasıl hizmet ettikleri, şimdiye dek ne işler başardıkları az buçuk kafasını yoran vatandaşların hatırındadır. Sakın yanlış anlaşılmasın. "Bunların tüm söyledikleri, tüm taraftarlıkları yanlıştır" yahut "doğrudur" demek de hakikati ıskalamak olur. Merkez Medya'nın saçına düşkün imamları gibi enformasyonla dezenformasyonu kokteyl halinde verirler ki, tadına bakan zıkkım içtdiğinin farkına varmasın. Doğrularla yanlışlar iç içe öyle bir sunulur ki nerede gaz verip kaybettiricilik yapıyorlar, nerede debriyaja basıp vites değiştiriyorlar öyle şıp diye belli olmaz... Fakat yine de biraz dikkatli bakan, mevzularla şahısları örtüştürünce üçüncü boyutta beliren resmi görür.
Dün Merhaba Gerilla, Bu gün Ordu Göreve...
Günümüzde de uğursuzundan yeteneklisine, kızılından yeşiline, topalından sapığına tüm "elemanların" marifetlerini çözmek için alim olmaya gerek yoktur. 60'lı yıllarda locasından özel izinle parti amblemli İslam ilmihalleri dağıttıran, ne var ki 28 şubatta "tövbe" edip aslına rücu eden babalar, şimdi “Seküler Başbuğluğa” heveslenirler de, peşlerinden gidene "vatansever" mi denir? Üç buçuk hanımı, 19 çocuğuyla resmi ideoloji magandalığına soyunan sözde şeyhler mi samimidir ? Dün "Merhaba Gerilla" diye dağlarda terörist selamlayıp şimdi "Ordu Göreve" diye slogan attıranlar mı milliyetçi ..? Bütün bu sahtekarların, yıldızlı lacivert kısmıyla beyaz şeritleri gizlenmiş bir "kızıl elma" adı altında, önce yanaşıp sonra yüz bulamadıkları ülkücülere çamur atmaları da ayrı ayrı değerlendirilecek bir tesadüf müdür ? Derin sularda yol alan gemilere hem sakallıları, hem topalları alan kaptanların tayfa seçimi ihlasa göre midir ? Güldürmesinler bizi...
Ey Patronun Şerefsiz Maşaları...
Daha net ifade edeyim... Ey olup biteni "emperyalizme karşı direniş" zanneden sâfi zihinli arkadaşlar. Aklınızı başınıza alınız. Koyuna bir yetmişlik içirtmişler, "bana çakalın yuvasını gösterin" demiş. Bu tezgahı kuranların çakallar olduğunu son pirzolanız da mideye indirildiğinde mi anlayacaksınız ? Ve ey patronun şerefsiz maşaları..! Bu vatanın evlatları Türkmen-Kürt çatışmasına, laik-anti laik çatışmasına geçit vermeyecek. Ulusalcılık adı altında ülkeyi karıştırmanıza müsaade etmeyecek. Ölüm gösterildiği için kansere razı olmayacak. Orduyu gönlünüze göre kullandırtmayacak. “Darbe şartlarını olgunlaştırmayacak”. Henüz gündeme getirilmeyen oyunlara gelmeyecek, mesela İran için ABD’ye “milliyetçi destek” verdirtmeyecek. Şartlar sizin lehinize gözükse bile... Böyle biline !
Yerli Düşünce / yıl: 1 / sayı:3 /2008
Eyüp Gökhan ÖZEKİN
Alperen Ocakları Genel Başkanı
16.05.2008. 17:51
yesevi alperen - 20.05.2008. 23:12
Ocak reisimizden ALLAH c.c. razı olsun memleketimizin içtimai ve siyasi tansiyonunun grafiğini bize özetledi daha dün dağda kafir eşkiya başına bekaa vadisinde çiçek verip gülerek poz veren topal hainlere bakıyoruz ulusalcılık maskesi altında ergenekon yutturmacılığı maskesine büründürülüp vatansever kimliği vurulup o klişe ile millete pazarlıyacaklar topal hain bir numaralı amerikan ajanıdır bakmayın maocu gözüküp emperyalizme karşı tavır takındığına .Ülkücüler hiç bir zaman kimsenin kapıkulu ve kölesi olmamıştır bundan sonrada olmayacaktır müslümanları kullanıp onların sırtından sömürü düzenlerini kuranların sonu gelmiştir kafir olanlara karşı cihadımız her cephede genişliyerek sürecektir yaşasın sivil direnişimiz muktedir ve kudretli iktidarımız yakındır gözün aydın Türkiye gözün aydın milletim pırıl pırıl vatansever nesil geliyor bu nesil bedrin aslanlarının neslidir bu nesil rahmetli akifin övdüğü asımın neslidir bu nesil H.z Muhammdin s.a.v övdüğü nesildir selam olsun hakkı tutup kaldıracak neslimize.yesevi alperen.038.
yetkinkarakaya - 20.05.2008. 14:36
Selamün Aleykum Sayın Başkanım ve Yiğit Alperenler,
Öncelikle başkanımızı bu güzel ve anlamlı yazısından dolayı tebrik ediyorum...Benim değineceğim konu kısmen bu yazı ile alakalı da olsa genelde siyasetten uzaktır...
Öncelikle "eğitim ve kültür vakfı" başlığı altındaki bütün Türki derneklerin kesinlikle siyaset yapmasına karşıyım.. Bu amaçla kurulmuş hangi kurum olursa olsun, kuruluş amacının doğrultusunda, eğilmesi gereken ve çözüm önerileri üretmesi gereken o kadar sorunlar zinciri var ki... bunların çözümü için çalışması gerektiğini düşünüyorum... Ve bu arada dava sanatçılarının kişi ve kurumlara, devletlere yönelik propaganda içerikli eserler yapmaması gerekir diye düşünüyorum.. Bizi sanatçılık kimliğine yakıştıranda bu davranışlar olacaktır...Keza, bugün bizler bu tür konulara değinecek olsaydık, şimdiye kadar 10 larca kışkırtıcı eserle gündeme oturmasını bilirdik pekala. Ayrıca bir İslam güneşi varsa, bu güneş Anadolunun her köşesinde vardır ve Çeçenistanda, Türkistanda, Azerbaycanda... heryerde yanar sönmez... Kaybetmek üzere olduğumuz milyonlarca Türk genci var uçurumun kıyısında... Onların sorunlarına eğilelim.. Ve Batı nın mizaçına yenik düşmüş bir köklü kültür.. Ne zaman açacağız gönül gözlerimizi.. Dejenere olmuş ve halada olmakta olan unutulmuş Türki devletler.. Ne zaman sahip çıkacağız onlara..İşte bunun çözümüde siyasetten uzak bir oluşum, MİLLİYETÇİ GENÇ TÜRK BİRLİKLERİ.. Azerbaycan daki, Türkmenistandaki gençlerimizi kazanmak, tabulaşmış lider ve benzeri kavramlarla değil, ancak ortak kültürümüze, medeniyetimize ve tarihimize sahip çıkarak başarmak mümkündür... kurumlarımızın ve yetkili başkanlarımızın bu hususta ortak hareket ederek çalışacaklarını umuyor, bizlere görev verilirse sonuna kadar yanlarında olguğumuzu belirtiyoruz...
Allah Yar ve Yardımcımız Olsun
Yetkin Karakaya
www.yetkinkarakaya.net (yakında)
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Demokrasi ve Özgürlük kavramları sizce neyi ifade ediyor?
Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2900564 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6285 tanesi sitemize üye olmuştur.
Şu anda sitemizde 92 ziyaretçi ve 4 üye bulunmaktadır:
Serdar Demirtas, Gökhan71 Genel Merkez, çubuk alperen, Metin ÇAP
RSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu
Yorum yaz