Alperen Ocakları Genel Merkezi Resmi Sitesi

Değerli Dava Arkadaşlarım, Yiğit Alperenler

Son dönemde ortaya çıkmış bir kavramdır ulusalcılık!!! Aslında kelime olarak mazisi olmakla beraber, son üç yılda yeni bir anlam kazanmıştır.

Ulusalcılar, söylem ve görünüm itibariyle İTTİHATÇILARI andıran ve de tıpkı onlar gibi durumdan vazife çıkaran ve fakat vazife addettiklerini icra ederken benimsedikleri yöntemlerin neticelerini dahi kestiremeyen, keskin duruş ve de söylemlerinin en çok ihtiyaç duyulan bütünleşmeden ziyade bölünmeye vesile olacağını idrak edemeyen kısır odakları…

Mensubu olunan milleti sevmek, her bir fert için doğal bir vazife olmakla beraber, bu sevginin başka bir nefretin tohumuna da yol açmayacak kadar naif olması gerekir. Bu ince çizgiye sahip olabilmek ise her şeyden evvel bir samimiyete ve de en ilkel insani değerlere sahip olmakla mümkündür.

Samimiyetleri ise bu noktada kanımızca tartışmaya değerdir. Düne kadar yabancı menşeli ideoloji bayraktarlığı yapan ve fakat bugünde tam anlamıyla onu terk etmeksizin, milliyetçi söylemler ile yollara düşenlerin evvela dönüp geçmişin hesabını vermeleri gerekir. Bu hesap verme etik bir sorundur. Sürekli vurgulanan özeleştirinin mimarı olmaları, daha düne kadar bu millet için kutsal sayılan tüm değerleri tahribata çalışırken bugün neden bu değerler etrafında siyaset yaptıklarını tüm yönleriyle ve pişmanlıkları ile ifade etmelilerdir. Bunu yapmadan önce samimiyet sınavını geçmemiş olacaklar ve asla da millet nezdinde itibar sahibi olamayacaklardır.

Samimiyet sahibi olmadan siyaset yapmak, siyasete riya ve şüphe sokacaktır. Bu Cenaha kulak verildiğinde ise bu şüphenin haklılığı netlik kazanacaktır. Milli değerler üzerinden siyaset yapmaya en son talip olacağı düşünülen kimi isimlerin bu denli değer siyasetine sığınmaları başlı başlına bir şüphe iken, bu siyasetin icrasını takip ise insanı daha mütereddit kılmaktadır. Ulusal Birlik ve de bütünlük idealiyle yola çıkanların hemen her fırsatta ortaya koydukları söylem ucuz bir şovenizmden öteye bir anlamda taşımaz. Bu bütünlükten kasıt bir Anadolu bütünlüğü ise ki en pratik anlam budur, bu denli keskin, bu denli şovenist ve de bu denli gayri samimimi bir üslup ile bu bütünlüğün nasıl tesis edileceğinin de iyi düşünülmesi gerekmektedir. Bu topraklar üzerinde binlerce yıldır birlikte yaşamakta ve de aynı kutsallara inanmakta olan, farklı etnik kökenlerden gelmekle beraber “TÜRK MİLLETİNİN” bir parçası bir ferdi olmaktan onur duyan, çoklukta ki tekliğe zıtlıktaki birliğe, ortak geleceğe inanmış bu toplum fertleri ile etnik bölücülük yaparak maşalığa talip olan terör örgütü mensuplarının arasında ayrım yapmaksızın bir hedef alma politikasını andıran ürkütücü bir söylemle yollara düşmek, bölücülüğün kökünü kazımaktan ziyade, düşmanın binlerce yıldır yağamadığını yapmak ve de bu topraklarda yaşayan insanların bağlılıklarına ilişkin değerlerini dahi unutarak birbirlerini inkârına ve düşmanlık kırıntılarının kök salarak derinleşmesine neden olur. Bu neticeyi şimdiden öngörmek ve de bu coğrafyada yaşayan ve de yekûnu aziz TÜRK MİLLETİNİ oluşturan fertlerin arasındaki her türlü kırgınlık ve de karışıklığı en aza indirgemek yolunu seçmek zaruridir. Bu çok derin ve maliyeti yüksek bir sabrı gerektirse de bu yolu tercih etmek ve de faklılıklar vurgusundan ziyade ortaklıklar vurgusuna ehemmiyet vermek gerekmektedir. Politika yapanların tıpkı manevi değerleri istismardan kaçınmak zorunda oldukları gibi etnik değerleri de istismardan kaçınmaları gerekir. Bir politikacının Diyarbakır’da başka Ankara’da başka konuşması ne denli tehlike ise, bir başka politikacının da ırkçı ve kucak açmayan bir politikayı, toplumsal reçete gibi sunması da o denli tehlikelidir. Bu topraklar üzerinde yaşayan ve bayrağa renk vermiş her kökenden insanın bu coğrafyada huzur içinde yaşaması gerekir. Bu huzurun tesisinde ve de huzurdan istifade etmekte o denli görevli ve hak sahibidir. Dolayısıyla, bir terör örgütünün insanlık dışı eylemlerinden asla ve asla bununla alakadar olmamış bir başka vatandaşımız suçlanamaz ve de potansiyel suçlu görülemez. Ancak ulusalcı politik söylem sahiplerinin medyada yer alan ve de “Türk anadan doğma, Türk babadan olma, soyunda dönme olmayan” fertler arayan söylemleri ve de yeminlerinin bir bütünlüğe ve kucak açmaya sebebiyet vermeyeceği de aşikârdır. Dolayısıyla bunca kanın akmasının sebebi ırkçı bir terör örgütü iken, bu alcıların bir başka ırkçı söylem ile tedavisi de mümkün değildir.

En zorlu anlarında garip bir ırk taassubuna meyletmemiş, savaş meydanında dahi merhamet sahibi olmuş ve şahadete birlikte koştuklarından “ soyunda dönme olmamak” koşulunu aramamış bir milletin, şimdi bu söylem olsa olsa, sahiplerinin bu milleten ne denli yabancı olduklarını gösterir. Duygularını terbiye etmeyen ve de kendinden olmayan herkesi öfkesinin hedef tahtasına oturtanlar, değil vatan kurtarmak kendilerini bile kurtarmaktan aczi içindedirler. En büyük tehlike ise, bu fertlerin değer tanımaz geçmişlerini bilmeksizin ve millet sevgisi ile ırkçılık arasındaki ayrımı muğlâklığında kaybolan gençlerin de bu katı söylemlere itibar etmeleridir. Hiç kimse, hiçbir şart ve zeminde bu toprakların gençlerini provokatif bir söylemle beslememelidir. Bunu en ağır örneği yasadışı örgütün kanlı geçmişidir. Kandırılan binlerce Anadolu genci, zihinleri ırkçılıkla yıkanarak kandırılmış ve de kanlı eylemlere imza atmışlardır. Sonraları ya dağ başında ölmek ya da ceza evlerinde çürümek olmuştur. Kimsenin bu toprakların kardeşlik şifrelerini kırmaya ve de müdahale etmeye hakkı yoktur. Bilinmelidir ki terör terördür. Terörle mücadele edilmiştir, edilecektir, edilmelidir. Ancak bu vazife güvenlik birimlerinin asli vazifesidir. Güvenlik birimlerimiz bu mücadelede binlerce şehit vermiş ve fakat vazife aşkından bir gün bile olsun geri adım atmamışlardır. Ancak bugün şayet birileri terörle mücadele adı altında Türk gençlerine bir barikat kurdurmak ve de bir cephe yaratmak niyetinde iseler veya fiilen buna sebebiyet veriyorlarsa bu açık bir provokasyon ve hatta bu topuluma karşı bir riya ve ihanettir. Çatışma ve dayatmanın her türlü tecrübesini yaşamış ve ağır bedelini ödemiş bir millete bu defa başka bir cepheleşme sebebiyle bedel ödetmenin yolunu açmak sonsuz bir ızdırabı da aralamak olacaktır. Zira unutmamak gerekir ki bu topraklarda kanlı terör örgütünün tüm gayret ve çabalarına rağmen TÜRKÜ KÜRDÜ kız alıp vermeye devam etmiş omuz omuza kardeşçe yaşamış, terör örgütü sapkın ideolojisini tabana yayamamıştır. Bunu nedeni ise Anadolu insanı arasındaki bağların, kardeşliğin ve inanç birliğinin derinliğinde gizlidir. Bunu görmekten gelmek ve kumandalı ırkçılık yapmak ise ancak ve ancak, sevginin nefrete, nefretin derinliğine sebebiyet verir. Her türlü bölücü faaliyet mensupları ile bunların patronlarını bilmek ve tedbir almak ve fakat asla ve asla öfkenin hedefini şaşırmamak lazımdır. Hele ki gencecik beyinleri bir savaş ve nefret kültürü içinde harmanlamamak lazımdır.

Muhtaç olunan her tecrübe Anadolu’nun tarihinde gizlidir. Bunlara dönüp bakmak ve de bir daha asla ve asla, cepheleri, duvarları, safları inşa etmemek lazımdır. Vatan savunması vatana saldırana yapılır. Sadakatle bu topraklara bağlı olanlar ise salt mensubiyetlerinden dolayı potansiyel görülemezler.

Umut ederiz ki bu “ sonradan vatanseverler” de yaptıklarının bir hizmet değil fakat kardeşlik ve birlik noktasında bir hezimete sebebiyet vereceğini görüp şoven anlayıştan uzaklaşırlar. Anadolu insanı bin yıldır fiili demokrasinin ve hoşgörünün merkezi ve ehli iken demokrasi dışı zorlama reçeteler ve yarı jakoben tavırlardan uzak durmak ve de demokrasiye ve fakat bize ait bir demokrasiye sahip çıkmak zorundayız.

Alperen Ocakları Genel Başkanı

Serkan TÜZÜN

21.04.2007. 13:09

muhsin_başkan - 24.09.2007. 23:57

Allah davamıza gönlümüzdeki ilayı kelimetullah sevdasına zeval vermesin böyle insanlara akıl fikir ihsan eylesin ülkemizi bunlar gibi gariban sefil insanlardan korusun

Ömer - 01.09.2007. 20:10

Ulusalcılık ile Milliyetçilik kesinlikle farklı şeylerdir. Ben ulusalcı değilim.

elvan kaya - 26.08.2007. 21:36

Türk'ü dinsiz, dini yobazlık gören bu sonrada çıkma direktif söylem Millet olma şuuru için ciddi ve kasıtlı bir tehdittir. Ulusalcılık ve ulusalcılar dinden bi haber ve ciddi bir bağnazlıkla 1000 yılı aşan Türk İslam anlayışını yaralamaya çalışmaktalar. Bence bizim anlayışımızdaki insanların bu konuda dikkatli olması lazım. İnşaallah milletimiz bu oyuna gelmeyecektir. Kaldıki bu Milletin önüne ne garip senaryolar getirmedilermi sürekli..

ÇAYIROĞLU - 25.07.2007. 18:15

daima mazluma umut zalime korku olmaya devam edeceğiz Allah yar ve yardımcımız olsun

mainur - 21.06.2007. 14:44

Sn genel başkana bu yazısından dolayı,tüm osmanlı halkları adına teşekkürü borç bilirim.Fakat şuna da yürekten inanıyorum ki.Eğer ortada bir amaç olacaksa ;ki amaçsız olmaz,o amaç yeniden büyük osmanlı olmalı dır.Örneksiz yaratmak Allah a mahsustur.Mevcut örneğimize bakıp,hatalarından ders alıp,Osmanlının tekrar dirilişinde rol oynamamız gerektiği kanaatindeyim.Fakat bu mevzu, görünürün ve fizik dünyanın ötesinde amaçlar,unsurlar ve düşmanlar içerdiği cihetle,ve hamdolsun ki bu konuların açıklamasına elzem bilgilere %100 haiz olduğuma taşıdığım sarsılmaz inancım dolayısıyla,bizzat şahsınızla,uygun bir zamanınızda bu konuları konuşmayı, size,vatanıma ve milletime ve en önemlisi yüce Rab bimize borç ittihaz ederim.Saygılarımla.

antalyayörükçocuğu - 15.06.2007. 10:17

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM SİZCE ULUSALCILIK ADI ALTINDA TOPLUMUN MİLLİYETÇİLİK DUYGUSUNUN KAYDIRILMASI SÖZ KONUSU OLABİLİRMİ? BAZEN DÜŞÜNÜYORUM MİLLİYETÇİ SİYASETİN GEREKTİĞİ YERLERDE SEZLİĞİNİ KORUYUP AĞIR SİYASET YAPMASI ACABA ULUSALCILIK KİMLİĞİNEMİ YARADI.YADA ULUSALCILIK ADINI KULLANIPTA MİLLİYETÇİ KESİMDEN İHRAÇMI SÖZ KONUSU,BİZLER İSTİYORUZKİ GENÇLİĞİN TAM ŞIVKARDIĞI DÖNEMDE MİLLİYETÇİLİK DUYGUSUNU AŞILAYALIM AMA FARKINDAYSANIZ BENLİĞİNİ KAYBETMEKTE OLAN TOPLUMUMUZ SÖZ KONUSU SADECE, BENLİĞİNİ ,ASLINI VE ASELTİNİ KAYBETMEYEN GÜNÜMÜZ GENÇLERİYLE BAŞ BAŞAYIZ.GENEL BAŞKANIM AÇIKLAMANIZDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLERİMİ SUNAR HEPİMİZE BAŞARILAR DİLERİM

ITC - 10.06.2007. 14:55

allah muvaffak etsin ALLAH merdi namerde muhtac etmesin

cafer - 09.06.2007. 15:41

Ulusalcılığı sırf kelimenin içinde "ulus" sözcüğü var diye benimseyip,milliyetçiliği faşizmle bir tutan ve yıllardır milliyetçi olmayı faşistlik sayan,sonradan yola gelen sözde vatanperver "ulusalcı cephe" inanın geçmişin maneviyat ve mukaddesat düşmanlarından ibarettir.Yerimiz onların yanı deyildir.

hakan - 09.06.2007. 14:40

GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: VATAN, BAYRAK, KURAN DİYENDİR VE ONA ÖLENE KADAR SAHİP ÇIKANDIR,ÖLENE KADAR VAZGEÇEMEYECEĞİMİZ BU 3 DEĞERDEN KİMKİ TAVİZ VERİRSE YADA BU 3 DEĞERE BAŞ KALDIRMAYA KALKARSA ONUN İMANI EKSİKTİR.

sadettin BOZGEYİK - 02.06.2007. 14:54

Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır. ALPARSLAN TÜRKEŞ

<< İlk < Önceki [1 / 4] Sonraki > Son >>

Yorum yaz

:

:

:

Kullanıcı Menüsü

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

 
 

Anket

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılmalı (2765)

Kalmalı (192)

Yeniden Yapılandırılmalı (1338)


Toplam 4295 kişi oy kullanmış.

1

Sayaç

1

Sitemiz Subat 2007 den itibaren toplam 2651369 kez ziyaret edilmiştir. Ziyaretçilerin 6002 tanesi sitemize üye olmuştur.

Sitede Kimler Var

Şu anda sitemizde 78 ziyaretçi ve 1 üye bulunmaktadır:

reis0629

Alperen Ocakları RSS BeslemesiRSS XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Uyumlu

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 | Alperen Ocakları Genel Merkezi
Tel: (+90 312) 232 03 81 - Belgegeçer: (+90 312) 232 03 82 | G.M.K. Bulvarı 47/21 - Maltepe / Ankara